faalenerji

      UNESCO Dünya Doğa Mirası olmaya hazırlanan İzmir’in Gediz Deltası’nda bir yıl boyunca süren kuş araştırma ve izleme çalışmaları tamamlandı. Çalışmaya göre Gediz Deltası flamingo ve tepeli pelikan gibi kuş türlerinin dünya nüfusu için uluslararası önemini koruyor.

Gediz Deltası bulunduğu konum ve barındırdığı farklı habitat tipleri sayesinde başta kuşlar olmak üzere binlerce canlıya yaşam alanı imkânı sunuyor. Akdeniz Havzası’ndaki en önemli sulak alan ekosistemlerinden biri olan Gediz Deltası göç dönemi, kış dönemi ve üreme dönemi gibi yılın farklı zamanlarında yüzlerce kuş türünden binlerce bireye ev sahipliği yapıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) ile DKMP İzmir Şube Müdürlüğü’nün izinleriyle, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ayni ve araç desteğiyle, Doğa Derneği uzmanları ve gönüllü gözlemcilerin katılımıyla “Gediz Deltası 2021 Yılı Kuş Araştırma ve İzleme Çalışmaları” tamamlandı. UNESCO Dünya Doğa Mirası olmaya hazırlanan Gediz Deltası Önemli Doğa Alanı’nda 2021 yılı boyunca 186 farklı kuş türünün yaşam döngüsü kayıt altına alındı ve delta için önemli bulgular elde edildi.

Doğa Derneği, 10 Aralık 2021 tarihinde bu araştırmanın sonuçlarını paylaşmak ve değerlendirmek amacıyla, İzmir Tarımı Geliştirme Merkezi’nde bir çalıştay düzenledi.

Türkiye için örnek bir çalışma 

2021 yılı kuş izleme çalışmalarında önemli bulgular ortaya koyduklarını belirten Doğa Derneği Biyoçeşitlilik Araştırma Koordinatörü Şafak Arslan “2021 yılında Gediz Deltası’nda yıl boyunca Kış Ortası Su Kuşu Sayımı, tepeli pelikan koloni sayımları, kuşların geceleme alanlarının belirlenmesi, rutin kuş izleme çalışması, üreyen kuş atlası, flamingo yuva sayımı, ilkbahar ve sonbahar kuş göçü izleme çalışması gerçekleştirdik. Dört mevsim süren yoğun saha çalışmaları neticesinde, Türkiye için örnek bir çalışma yapılmış oldu ve önemli bulgular elde edildi. Bir yıl boyunca yaptığımız gözlemler sonucunda 186 kuş türünün yaşam döngüsüne şahitlik ettik. Türkiye’de üreyen kuş türü sayısının üçte birinden fazlasının deltada ürediğini ortaya koyduk. Üreme dönemi sonrasında flamingoların yuva sayımını gerçekleştirdik ve bu yıl 13.750 yuvanın kullanıldığını belirledik. Bu yıl, tahmin ettiğimizden daha az sayıda flamingo üredi. Bunun ana nedeni, flamingoların ürediği adanın erozyonla zarar görmüş olması. Yetkililer bu konuda bir çalışma planlıyor.” dedi.

UNESCO Dünya Doğa Mirası Adayı: Gediz Deltası

Gediz Deltası’nın dünya çapında öneme sahip bir alan olduğunu vurgulayan Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise “Gediz Deltası’nda farklı uzmanların yer aldığı, uluslararası standartlarda bir araştırmayı tamamladık. Deltanın uluslararası koruma kriterlerinden hangilerini sağladığını ve aynı zamanda UNESCO’nun kriterlerini nasıl sağladığını ortaya çıkardık. Buradaki yaşam döngüsünün sürmesi için deltadaki yasadışı avcılığın engellenmesi, yapılaşma ve yanlış su politikalarının düzeltilmesi ve özellikle deltanın güneyinin yaban hayatını koruyan bir rekreasyon alanı olarak düzenlenmesi gerekiyor.UNESCO Dünya Doğa Mirası olması gereken Gediz Deltası’ndaki yaşamı sürdürmek hepimizin sorumluluğudur.” dedi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre; Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde 16 şirkete üretim lisansı verilirken, 7 şirketin lisansı sona erdirildi.

Aynı piyasada 1 şirkete tedarik lisansı verildi, 1 organize sanayi bölgesine ait dağıtım lisansı ise sona erdirildi.

Petrol piyasasında 1 şirkete madeni yağ lisansı ve 2 şirkete ihrakiye teslimi lisansı tahsis edildi, 1 şirketin madeni yağ lisansı, 1 şirketin ihrakiye teslimi lisansı uzatıldı.

LPG piyasasında ise 2 şirkete depolama lisansı verilmesi, 1 şirketin dağıtıcı lisansının, 1 şirketin de depolama lisansının sona erdirilmesi uygun bulundu. Aynı piyasada, 4 şirketin dağıtıcı ve depolama lisanslarının süresinin uzatılması kararlaştırıldı.

Öte yandan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ilanına göre, Arar Petrol ve Gaz Arama Üretim Pazarlama AŞ’nin Konya il sınırları içinde yer alan 2 farklı petrol işletme ruhsat sahasına 1519 ve 4 bin 311 hektarlık sahaların ilave edilmesi talebi, “şirketin ilave edilen alan için başvuru dosyasında sunduğu 5 yıllık iş ve mali yatırım programı ile üretim programına uyulması” şartıyla uygun bulundu.

   

 Atıkların geri dönüştürülmesiyle üretilen eğitici ve öğretici bir hikaye kitabı:

“Kuşlara Fısıldayan Kız”

 Koroplast’tan Yaşanılabilir Bir Dünya için Farkındalık Projesi

 Çöp torbası ve mutfak yardımcı ürünleri denildiğinde ilk akla gelen ve Türkiye’nin ilk tercihi olan Koroplast, kurulduğu günden bu yana destek verdiği sosyal sorumluluk çalışmalarını, geçtiğimiz sene 40. yılı kapsamında “Yaşanılabilir Bir Dünya Birlikte Kolay” mottosuyla taçlandırdı. Bu doğrultuda “40 farklı noktada atık toplama hareketi” dahilinde çocuklara geri dönüşümün önemini vurgulayan ve çevre bilincini aşılayan “Kuşlara Fısıldayan Kız” hikaye kitabını hayata geçirdi.

 Türkiye’nin birçok farklı ilinden toplanan atıkların geri dönüştürülmesiyle oluşturulan, ünlü çocuk yazarı Sara Şahinkanat tarafından eğitici, öğretici ve keyifli bir dille kaleme alınan “Kuşlara Fısıldayan Kız” kitabı geniş davetli kitlesinin katıldığı özel bir lansman ile tanıtıldı. Dijital olarak www.koroplast.com/donusumkahramanlari üzerinden de ulaşılabilen hikaye kitabında, doğaya ve çevreye zarar verebilecek atıkların geri dönüştürülerek yeniden kullanılabileceği Kora adlı küçük bir kız çocuğu ve arkadaşlarının yaşadıkları üzerinden anlatılıyor.

“Yaşanılabilir Bir Dünya Birlikte Kolay” mottosuyla tüketicilere seslenen Koroplast, çevre bilincini aşılamak, geri dönüşümü ve önemini anlatarak bu konuda alışkanlık oluşturmak ve farkındalık yaratmak için kurumsal sosyal sorumluluk projesine imza attı.

 

Kurulduğu günden bu yana çevre temizliği ve atık toplama noktasında birçok sosyal sorumluluk çalışmasına destek veren Koroplast, özellikle evsel atıkların büyük bölümünün sanılanın aksine “çöp” olmadığını anlatmak için “40 farklı noktada atık toplama hareketi”ni başlattı. STK’lar, belediyeler ve gönüllülerle birlikte, yüzde 80’i geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilmiş ve tekrar geri dönüşebilen toplam 18.257 “Koroplast Geri Dönüşüm Torbası” ile Türkiye’nin birçok ilinden 2 ayda 8.000 kg atık toplandı ve ayrıştırılarak geri dönüştürülmesi için ilgili belediyelerin geri dönüşüm tesislerine teslim edildi. Koroplast, toplanan atıkları geri dönüştürerek çocuklara özel “Kuşlara Fısıldayan Kız” hikaye kitabını hayata geçirdi.

“Kuşlara Fısıldayan Kız Kora” çocuklara çevre bilincini ve geri dönüşümü aşılıyor

 Türkiye’nin en ünlü çocuk yazarlarından Sara Şahinkanat tarafından eğitici, öğretici ve keyifli bir dille kaleme alınan, Hüseyin Sönmezay’ın resmettiği “Kuşlara Fısıldayan Kız” kitabında çevre bilinci ve geri dönüşümün önemi vurgulanıyor; doğaya ve çevreye zarar verebilecek atıkların geri dönüştürülerek yeniden kullanılabileceği Kora isimli bir karakter üzerinden anlatılıyor.

Daha fazla çocuğa ulaşabilmek için dijital olarak da kurgusu yapılıp, animasyonlarla hareketlendirilen ve bir anlatıcı tarafından dinlenebilen “Kuşlara Fısıldayan Kız” hikaye kitabına www.koroplast.com/donusumkahramanlari üzerinden de ulaşılabiliyor.

 “Kuşlara Fısıldayan Kız” hikaye kitabı lansmanında Koroplast’ın kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarından bahseden Koroplast Pazarlama Direktörü Gülsün Mersin Kurulduğumuz günden bu yana duyarlı, şeffaf ve etik olmayı her zaman ilk sıraya koyduk. Topluma, doğaya ve çevreye karşı olan sorumluluğumuzu hiç unutmadık. Gerçekleştirdiğimiz her sosyal sorumluluk çalışmasının öncelikle uzun soluklu olmasını amaçladık. Aynı zamanda tüm gönüllülerin ve STK’ların sürdürülebilirlik, çevre temizliği, doğanın korunması ve geri dönüşüm temalı proje ve çalışmalarını destekledik. “Yaşanılabilir Bir Dünya Birlikte Kolay” diyerek “Kuşlara Fısıldayan Kız” hikaye kitabı ile başta çocuklar olmak üzere toplumun her kesiminde farkındalık oluşturarak tüketicilere geri dönüşüm alışkanlığını kazandırmayı hedefliyoruz. Baskısını gerçekleştirdiğimiz kitabımızın 1.000 adetinin dış kapağı, “40 farklı noktada atık toplama hareketi” kapsamında toplanan atıkların geri dönüşümünden üretilen özel plastik kapak ve sayfaları da geri dönüşümlü kağıttan üretildi” dedi.

Mersin, “Koroplast olarak topluma olan sorumluluk bilinciyle geleceği şekillendirmeyi de misyon edindik. Bu doğrultuda TOÇEV’in yönlendirmesiyle okullarda geri dönüşüm eğitimlerine başladık. Devam eden eğitim öğretim yılı sonuna kadar 20 okulda binlerce çocuğa ulaşmayı hedefliyor, önümüzdeki sene de çevre temizliği ve geri dönüşüm eğitimlerine devam etmeyi planlıyoruz. Sürdürülebilirlik çatısı altında uzun yıllar daha da büyüyen bir ses ile projelerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Hedeflerimiz bizi bu konuda oldukça heyecanlandırıyor” diye ekledi.

20 okulda geri dönüşüm eğitimi ve ihtiyaca göre geri dönüşüm ünitesi desteği

Koroplast, yürüttüğü sosyal sorumluluk projesi kapsamında ÇEVKO ve TOÇEV ile bir iş birliği gerçekleştirdi. ÇEVKO’nun desteği ile hazırlanan geri dönüşüm eğitim içeriklerinden yararlanılarak TOÇEV’in katkısı ve yönlendirmesiyle ilk öğretim seviyesindeki çocuklara yönelik eğitici ve öğretici online eğitimler hazırlandı.

 

28 – 31 Mart tarihleri arasında Samsun ve Çanakkale’de başlayan eğitimlerle 10 okulda toplam 3.297 çocuğa eğitim verilmesi hedefleniyor. “Kuşlara Fısıldayan Kız” hikaye kitabındaki geri dönüşüm içeriklerinin de kullanıldığı eğitimlere, Nisan ve Mayıs aylarında da devam edilerek toplam 20 okulda binlerce çocuğa ulaşılacak. Aynı zamanda çocukların okurken hem öğrenip hem keyif alacağı hikaye kitabı yine TOÇEV aracılığıyla okullara dağıtılacak ve farkındalık yaratmak için ihtiyaç dahilinde geri dönüşüm ünitesi desteği de verilecek. Koroplast, 2022 – 2023 eğitim öğretim döneminde ise okul sayısını artırarak daha fazla çocuğa ulaşmayı planlıyor.

TOÇEV İcra Kurulu Üyesi Dilek Ültanır, Okumak her çocuğun hakkıdır diyerek çıktığımız bu yolda, 28 yıldır çocuklarımızın gelişimleri için farklı projeler gerçekleştiriyoruz. Bu projelerde ülkemizin ve çocuklarımızın ihtiyacına yönelik eğitimler oluşturmaya gayret ediyoruz. Günümüzün en önemli başlıklarından biri olan “çevre duyarlılığı, toprağımıza sahip çıkmak, dünyamızı korumak ve geleceğe temiz bir dünya bırakmak” TOÇEV’in de öncelikleri arasında yer alıyor. Toplumu ve kurumları bilinçlendirmenin yolu eğitim ve farkındalık çalışmalarından geçiyor. Bu vesile ile çocuklarımıza çevre bilincini aşılamak, geri dönüşümün değerini ve sürdürülebilir temiz çevre bilincini vurgulamak adına Koroplast iş birliği ile 1-2-3. sınıf öğrencileri için eğitim programı hazırladık. İnanıyoruz ki, çocuklarımız toplumsal ve çevresel değerlerimize olduğundan daha fazla sahip çıkacak. Bu fırsatı oluşturup bizlerle iş birliği yapan Koroplast ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyoruz” dedi.

Sıfır Atık Belgesi alan Eker, geri dönüşüm çalışmalarıyla değer yaratıyor.

Yaptığı geri dönüşüm çalışmalarıyla “Sıfır Atık Belgesi” almaya hak kazanan Eker Süt Ürünleri, ekolojik sistemin korunduğu daha yeşil ve daha sağlıklı bir gelecek için Dünya Çevre Günü’ne dikkat çekiyor. 

Dünyamızın doğal kaynakları iklim değişikliği, nüfus artışı ve hızlı tüketim gibi nedenlerle giderek azalıyor. Bu gelişmeler doğrultusunda, Birleşmiş Milletler tarafından sürdürülebilir bir yaşama dikkat çekmek amacıyla belirlenen 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün önemi her geçen yıl daha da artıyor. Özellikle de pandemi süreci sonrasında daha temiz, sağlıklı, sürdürülebilir bir dünyaya katkı sağlamak, birçok ülkenin odağında yer alıyor.

Birleşmiş Milletlerin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşma yolunda iş dünyasına önemli görevler düşerken, Eker Süt Ürünleri iş yapış biçimini sürdürülebilir kalkınma modelleri doğrultusunda şekillendiriyor.

Geri dönüşüm projeleri ile Sıfır Atık Belgesi almaya hak kazandı

Eker Süt Ürünleri’nin atık miktarının azaltılmasına ve atıkların geri dönüştürülmesine yönelik uyguladığı projeler, markanın sürdürülebilirlik politikasının merkezinde yer alıyor. Eker’in geri dönüşüm çalışmaları, Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yapılan kontroller sonucunda Sıfır Atık Belgesini almaya hak kazandı.

2017-2020 yıllarında; 65.000 m3 su, 18 milyon kWh enerji, 4.3 milyon litre yakıt tasarrufu sağlandı

Eker, yaptığı geri dönüşüm çalışmalarıyla 2017-2020 yılları arasında dolaylı olarak 65.000 m3 su, 18 milyon kWh enerji, 4.3 milyon litre yakıt ve 2.5 milyon adet ağaca denk gelecek tasarruf sağladı. Sadece 2020 yılı geri dönüşüm çalışmaları ile yaklaşık 125.000 Kg sera gazı salınımı önlenmiş oldu.

2020 yılında soğutma suyu geri kazanımı, CIP uygulamaları optimizasyonu gibi çeşitli su kazanım projeleri ile 800 m3/gün ham su tasarrufu sağlandı. Bu miktar aynı zamanda atıksu arıtma tesisinde arıtma işleminden de tasarruf ettirerek, kimyasal kullanımında yüzde 15’lik bir azalmaya yol açtı. Ayrıca arıtma tesisinin elektrik enerjisinde yüzde 10’luk tasarruf kaydedildi.

Eker’in 2020 yılındaki geri kazanım miktarları:

  • Kağıt              010  Kg
  • Plastik               680  Kg
  • Cam               740  Kg
  • Metal                740  Kg
  • Biodizel         075  Kg
  • Ahşap          004.680  Kg

Günlük doğalgaz kullanımı azaldı

Buhar hatlarında, kondens dönüş flaş buhar geri kazanımı ve kazan blöf suyu geri kazanımı projeleri ile 12.000 kg buhar/gün tasarruf edildi. Buhar kazanları doğalgaz ile çalıştığından bu tasarruf yaklaşık 600 m3/gün doğalgaza eşdeğer oldu. Günlük doğalgaz kullanımı ise yüzde 4 azaldı.

Eker, arıtma çamurunun da lisanslı yenilenebilir enerji tesislerinde elektrik enerjisine dönüşmesine katkı sağladı. 4.756 ton arıtma çamurundan yaklaşık olarak 575.742 kW elektrik enerjisi üretildi.

Karbon salınımını azaltacak ulaşım projeleri gerçekleştirdi

Eker, yakıt tasarrufu sağlayacak lastik seçimi, daha az enerji ile çalışan soğutmalı karoserlerin tercih edilmesi ve personeline aldırdığı ileri sürüş teknikleri eğitimleri ile araçlarının ortalama yakıt tüketimlerini sürekli olarak düşürmeyi hedefliyor. Bu kapsamda 2014 yılında 100 km’de ortalama 31 litre yakıt tüketirken, 2020 yılında bu değer 28,82 litreye kadar düşürüldü. Bu zaman zarfında toplamda 14.252.554 km yol yapan Eker araçları, yaklaşık olarak 310.705 litre yakıt tasarrufu sağladı.

Ağaçlandırma çalışmaları da yapıyor

“İyilik için varız, iyi ki varız” söylemiyle çevre bilincinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla etkinlikler düzenleyen Eker, bu kapsamda ağaçlandırılma çalışmaları yapıyor. Eker’in Bursa’da fabrikasının bulunduğu bölgede 2011 yılında 200 çalışanının katkısı ile diktiği 200 fidan, 2021 yılında “Murat CESUR Hatıra Ormanı” adıyla doğal hayata kazandırılan bir yeşil alan haline geldi.

Türkiye’yi 44 yıldır lezzet ve tazelik ile buluşturan Eker, yenilikçi ve sürdürülebilir bakış açısıyla doğaya, çevreye, topluma katkı sağlayan projeler yapmaya devam edecek.

 

Avrupa’nın Mantolama Devi Baumit, düzenlediği İklim Değişikliğine Karşı Mantolama Zirvesi’nde Türkiye’nin dört bir yanındaki bayileri ve inşaat sektörünün ilgilileriyle bir araya geldi.

2022 yılında inşaat sektörünün gündemindeki konuların değerlendirildiği etkinlikte, iklim değişikliği ve artan enerji maliyetleri nedeniyle enerji tasarrufu ve mantolamanın kritik önemi vurgulandı.

Türkiye İklim Krizi ve Mantolama Algı Araştırması’nın sonuçlarının da masaya yatırıldığı zirveye, Fütürist Ufuk Tarhan ve Doğa ve Çevre Programları Yapımcısı Güven İslamoğlu da konuşmacı olarak katıldı.

 Baumit, her yıl gelenek haline getirdiği bayileriyle ve sektör ilgilileriyle buluşma etkinliğini bu yıl İklim Değişikliğine Karşı Mantolama Zirvesi adı altında gerçekleştirdi. 23 Mart Çarşamba günü hibrit olarak düzenlenen zirveye, Baumit Türkiye YouTube kanalı üzerinden 3 bine yakın kişi katıldı.  Baumit Türkiye Genel Müdürü Atalay Özdayı ve Satış ve Pazarlama Direktörü Erdil Dinçer’in ev sahipliğinde düzenlenen zirvede sektörün ana gündem maddeleri değerlendirildi. Baumit’in geçtiğimiz aylarda Türkiye çapında gerçekleştirdiği ‘Türkiye İklim Krizi ve Mantolama Algı Araştırması’nın sonuçlarının analiz edildiği etkinlikte, mantolamanın iklim değişikliğine karşı alınabilecek en kritik önlemlerden olduğu vurgulandı.

Zirvede Fütürist Ufuk Tarhan döngüsel ekonomi, gelecekte çıkacak iş modelleri, konfor ihtiyaçları ve enerji verimliliği hakkında ilham verici bir konuşma yaptı. Doğa ve Çevre Programları Yapımcısı Güven İslamoğlu da çarpıcı örneklerle iklim krizinin doğaya yansımasını paylaştı.

Atalay Özdayı: ‘En önemli gündem maddemiz iklim değişikliği’

Etkinlikte inşaat ve yapı malzemeleri sektöründeki son durumu değerlendiren Baumit Türkiye Genel Müdürü Atalay Özdayı, “2021 yılının ilk yarısında pandemi sonrası toparlanarak büyüme gösteren inşaat sektörü 2021’in son çeyreğinde yüksek enflasyon, satın alma gücünün kaybı, yükselen maliyetler nedeniyle daralma sürecine girdi. Bu gündem maddelerine ek olarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, enerji fiyatlarındaki ve konut kredilerindeki artışın seyri 2022 yılının en önemli gündem maddeleri olmaya devam edecek. Geçtiğimiz yıl yapı ruhsatı verilen yapıların yüzölçümü yüzde 24,1 arttı. Konut satışlarına baktığımızda 2021’de yaklaşık 1,5 milyon konuş satışıyla 2020 yılıyla paralel ilerleyen bir süreç görüyoruz. İnşaat sektörü küçülürken, inşaat malzemeleri sektörünün kaydettiği büyümede yenileme pazarındaki güçlü talep etkisini gösteriyor. Ancak dünya olarak 2022 ve önümüzdeki dönemde en önemli gündem maddemiz iklim değişikliği. İklim değişikliği ile mücadelede alacağımız en kritik önlemlerden biri ısı yalıtımı.  Avrupa’nın mantolama devi Baumit olarak ülkemizde ısı yalıtımı bilincini artırmak için çalışıyor, iklim değişikliği ile mücadele ve enerji tasarrufu için mantolamanın tercih değil zorunluluk olduğuna dikkat çekmeye devam ediyoruz” dedi.

‘Enerji tasarrufu ve ısı yalıtımı konusunda bilinçlendirme seferberliği başlattık’

Zirvede Baumit Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Erdil Dinçer de geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdikleri Türkiye İklim Krizi ve Mantolama Algı Araştırması’nın öne çıkan sonuçlarını paylaştıEnerji tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ından sorumlu olan binaların karbondioksit salımında da ilk sırada yer aldığına dikkat çeken Dinçer şöyle devam etti: “Yaptığımız araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de toplumun yüzde 64’ü için mantolama yaptırmak iklim değişikliği için alınan bir önlem. Toplumumuzun bu konuda biraz daha bilinçlendirilmeye ihtiyacı var. Biz de Baumit olarak bayilerimizle birlikte bu sorumluluğun üzerimize düşen kısmını alıyoruz. Bu vizyonumuzu bir sosyal sorumluluk projesi ile çocuklarımızı enerji tasarrufu ve ısı yalıtımı konusunda bilinçlendirme seferberliğine dönüştürdük. Geleceğimizi Mantoluyoruz projesi yaklaşık 3 yıldır sürdürülebilir bir şekilde büyüyor ve yaygınlaşıyor. Başladığımızdan beri toplam 20 bin çocuk bu bilinçlendirme projesine dâhil oldu ve aynı zamanda onlar için hazırladığımız montlarla ve defterlerle buluştu. Projemiz büyüyerek devam edecek”.

 

 

Yaptıkları Ortaklıkla Bir İlke İmza Attılar

Yüzer güneş enerjisi santralleri (Offshore / Floating Solar) projeleri için güçlerini birleştirerek Marinergy’i kuran Aras Marine ile YEO, deniz inşaat ve elektrik otomasyon hizmetlerini bir arada bulunduran bir firma kurarak Türkiye’de ilke imza attılar.

YEO ve Aras Marine, yüzer ve yenilebilir enerji konusunda güçlerini birleştirdi. İki firma, Türkiye ve bölge ülkelerinde yüzer güneş enerjisi santralleri (Offshore / Floating Solar) alanında Marinergy adlı ortak girişim ile faaliyet gösterecek.
Konuyla ilgili şirketlerden yapılan ortak açıklamaya göre, Marinergy, yüzer enerji santralleri projelerine 2021 yılı içinde yurtiçinde başlamayı, ilerleye yıllarda ise dış pazarlara açılmayı hedefliyor.
Verilen bilgiye göre, 2019-2024 arasında yüzer GES sektöründe yıllık yüzde 22 artış bekleniyorken, 2024 yılında yüzer GES kurulu güç kapasitesinin Türkiye’de 2,5 GW’a ulaşacağı öngörülüyor.

Türkiye’de İlk Ve Tek

Denizcilik ve güneş enerjisini birleştiren bu projenin Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyen Aras Marine Onursal Başkanı Mustafa Alpaslan,  başarının yarısının niyet edip yola çıkmak olduğunu söyledi. Geri kalan yarısının ise çok çalışmak olduğunu söyleyen Alpaslan, bu iş birliği ile dünyanın her bölgesine ulaşacak güce erişeceklerine inandığını vurguladı.
Marinergy’nin deniz inşaat ve elektrik otomasyon hizmetlerini bir arada bulunduran bir firma olarak Türkiye’de ilk ve tek, dünyada da çok az sayıda örneği olan bir girişim olduğuna dikkat çeken YEO Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız ise, Denizde güneş ve rüzgar enerjisinin yeni gelişen, ancak yüksek ve hızlı gelişim potansiyeline sahip bir sektör olduğunu ifade etti. Bu sektörün hibrit niteliği nedeniyle, konvansiyonel hareket eden firmalardan çok, iki alanın yetkinliklerine sahip firmaların iş birliğine ihtiyacı olduğunu söyleyen Yıldız, bu ihtiyaçtan hareketle güçlerini birleştirerek yaratacakları sinerji ile Türkiye’de bu alanda bir ilk olmak için yola çıktıklarını belirtti.

İmeceMobil’in katkılarıyla hazırlanan rapora göre azalan su kaynaklarına alternatif çözüm “teknoloji”

Türkiye’yi yakın gelecekte bekleyen su sorunu ile ilgili hazırlanan “Tarımda Su Kullanımı ve Kaynakların Verimliliği Raporu” yayımlandı. Ulusal ve uluslararası ödüllü Türkiye’nin en büyük dijital tarım uygulaması İmeceMobil, Kibele Projekt ve Softtech Ventures’ın katkılarıyla hazırlanan rapora göre, 2025 yılında kişi başına yaklaşık  4 bin 800 metreküp su miktarı düşeceği tahmin ediliyor. Raporda; su tasarrufunda tarım arazilerini sulamanın kritik öneme sahip olduğu aktarılırken, tarım arazilerinde su tasarrufu yapılmazsa, Türkiye “su fakiri” ülkeler arasına gireceği de belirtiliyor.

Kibele Projekt ve Softtech Ventures’in yatırımcısı olduğu İmeceMobil’in katkılarıyla hazırlanan, Türkiye’deki su sorununa dair çarpıcı verilerin bulunduğu Tarımda Su Kullanımı ve Kaynakların Verimliliği Raporu’nu yayımladı. Raporda yer alan bilgilere göre; dünyada kişi başına düşen su miktarı 1950 yılında 16 bin 800 metreküp iken, dünya nüfusunun yaklaşık 8 milyar olmasının beklendiği 2025 yılında ise kişi başına yaklaşık 4 bin 800 metreküp düşeceği tahmin ediliyor.

2025 yılında su tüketimi tarımda yüzde 17 artacak

Rapordaki verilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmeceMobil kurucu ortaklarından Göker Kuzucu, su tüketiminin 2025 yılında tarımda yüzde 17, sanayide yüzde 20 ve evsel tüketimde yüzde 70 daha artacağını belirten Kuzucu; Türkiye’de tıpkı dünyada olduğu gibi sektörel kullanım bazında tarımın lider konumunda bulunuyor. Tatlı suyun yüzde 73’ü tarımda, yüzde 16’sı endüstride yüzde 11’i de evsel kullanımda tüketiliyor. Türkiye; eğer yeterli tasarruf sağlanmazsa yakın zamanda ‘su fakiri ülke’ statüsüne düşecek” dedi.

İmeceMobil diğer kurucu ortağı Murat Civelek de değerlendirmesinde; “Tarımda basınçlı su sistemlerinin kullanımı, akıllı tarım uygulamaları ve benzeri tedbirlerle su kullanımının verimli hale getirilmesinin yakın zamanın en önemli konularından biri olduğuna dikkat çektiğimiz araştırmamızda, bu konuda uygulanabilecek çözümlerin araştırılması ve süreçlerin gözden geçirilmesini hedefliyoruz. Araştırma, Türkiye sınırları içerisinde 120 bin kullanıcıya sahip olan İmeceMobil’in platformu üzerinden rastgele seçim modeli yoluyla bin 100 kişiye uygulandı. Sonuçların derlenmesi ve ulaşılan sonuçlar üzerinden seçilen üreticiler ile irtibata geçilerek bire bir görüşmeler ile raporun sonucuna varıldı’’ dedi.

Çiftçilerin yüzde 62’si damla sulama için finansmanı olmadığını söylüyor

Araştırmada sorulan “Yaşadığınız bölge tarımsal kuraklıktan ne ölçüde etkileniyor?” sorusuna katılımcıların yüzde 36.8’i “ciddi verim kaybına neden oluyor” cevabını verdi. Yüzde 34.9’u “artık bu konuda ciddi desteğe ihtiyacımız var” cevabı verirken, yüzde 16.5 ise; “yüzde 25’in altında verim kaybına yol açıyor” dedi. Yüzde 11.8’lik bir kısım ise “herhangi bir etkisini görmüyorum” cevabını verdi. Ayrıca, damla sulama kullanmayan çiftçilerin yüzde 62.1’i finansmanı olmadığını yüzde 32.3’ü imkanlarının yeterli olduğunu ve yüzde 5.6’sı sulama teknolojilerine güvenmediğini belirtti.

Çiftçilerin yüzde 16’sı İmeceMobil’den sulama danışmanlığı alıyor

Sulamanın bitki sağlığı açısından kritik bir öneme sahip olmasına rağmen çiftçiler bu konuda danışmanlık almıyor. Danışmanlık almayan çiftçilerin yüzde 49.1’i tecrübesi olduğunu, yüzde 25.5’i ise gerek görmediğini belirtiyor. Çiftçilerden yüzde 16.3’ü İmeceMobil ile çalışırken, yüzde 14.1’i ise ziraat mühendisi ile çalıştığını söylüyor.

Araştırma sonuçlarına çözüm yolu

Araştırmaya katılanlardan çarpıcı veriler elde edilirken, “Genelde ülkemizde su verimliliği nasıl arttırılır?” sorusuna teknik cevaplardan farklı olarak bambaşka bir çözüm yolu çıkarıldı. Çözüm yolu ile ilgili temelde; sulama miktarı ve zamanı konusunda teknolojik çözümlerin yaygınlaştırması gerektiği, sulamada akılcı su tarifesi uygulanarak su kullanıcılarının katılımı arttırılması ve yasal düzenlemelerin uygulanması sağlanması gerektiği, işletme ve bakım hizmetlerinin sıklığının arttırılmanın önemi, suyun tarlaya ulaştırılacağı hatları yer altına inşa ederek buharlaşma ve diğer kayıpların en aza  indirilmesinin tarlaları için kritik düzeye öneme sahip olduğu belirtildi. Damla sulama gibi basınçlı sulama sistemlerinin kullanımı yaygınlaştırılması gerektiği, su dağıtım planlaması ve sulamanın sağlanmasının gerekliliği, sulama konusuna yön veren kamu birimleri modern teknoloji konusunda eğitilmesi ve performansı en üst düzeye çıkarmak için sulama sistemlerinin hibe ve teşviklerle yaygınlaştırılması gerektiği de raporda vurgulandı. Ayrıca, ürünlerin ve diğer tarımsal planlamaların dikkatle takip edilerek suyun verimliliğinin kontrol edilmesi pek çok kaynağın ve uzmanın bulduğu teknik çözümleri oluşturuyor.

Damlama sulamanın ilk maliyeti çiftçiye yüksek geliyor

Damla sulama sistemlerinin ilk yatırım maliyetleri de çiftçilere yüksek geliyor. Yapılan araştırmalara göre, damla sulama hem sebep olduğu tasarruf hem de arttırdığı verim nedeniyle üreticiyi süreç içerisinde kâra geçirme potansiyeli oldukça yüksek bir sulama yöntemi olduğunu gösteriyor. Tarım planlama ve yüksek dikkat isteyen bir yatırım olduğu dikkate alınırsa, Türk çiftçisinin planlı üretime de teşvik edilmesi gerekiyor.

Yapay zekâ uygulamaları maliyetleri düşürüyor

Rapora göre, tarım-gıda konusundaki yapay zeka uygulamaları danışmanlık maliyetlerinin düşmesinde ve de süreçleri otomatize etmekte önemli bir rol oynuyor. Tarım sektöründe faaliyet gösteren pek çok kurum, bu çözümleri müşteri portföylerine sunmaya başladılar. Bu yolla danışmanlık maliyetleri daha makul seviyelere geliyor.

Tarımda insanın önemi unutulmamalı

Hazırlanan raporun sonucunda elde edilen verilerin ışığında en büyük çıkarım; tarımdaki insanın önemsendiği ve onun ihtiyaçlarına değer vererek tasarlanmayan hiçbir çözüm önerisi günün sonunda tarımda kullanılan suyu verimli kullanmayı sağlamayacak. Doğa ile dost, su tasarrufu gerçekleştirebilen tarımsal üretimin tek yolu, insan faktörüne yapılacak yatırımdır. Bu çıkarımdan asla tarımsal sulamadaki kamusal yatırımlar, sulama sistemlerin geliştirilmesi ve diğer teknik buluşlar önemsiz olduğu sonucuna varılmaması gerekiyor. Fakat insanların sorunlarını anlayarak onlarla birlikte bütün bunları tasarlamak ve uygulamak sorunu çözecek en iyi yol olduğu belirtiliyor.

 

Dünya’daki ve Türkiye’deki enerji ihtiyacı gün geçtikçe artış göstermeye devam ediyor. Son yıllardaki teknolojik gelişmelerle beraber, güneş enerjisi sistemlerinin evlerde kullanımı da yaygınlaşıyor. Bu kapsamda, TEİAŞ’ın açıkladığı verilere göre 2021 yılı şubat ayı itibariyle güneş enerjisinin, üretilen toplam elektrik enerjisi içindeki payı yüzde 3,39 oldu. Kurulu gücün, toplam elektrik enerjisi içindeki payı ise yüzde 7,03 olarak gerçekleşti. Ayrıca veriler, 2021 şubat ayında üretilen enerjinin toplam elektrik enerjisi içindeki payının 2020’nin aynı ayına oranla yüzde 2,44’ten yüzde 4,09’a yükseldiğini ortaya koydu. Bu kapsamda, 2020’de güneş enerjisine 3 milyon euroluk yatırım yapan Evcil Solar’ın, 2021 yılında 40 milyon dolarlık proje hedefi bulunuyor.

Konuyla ilgili, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verileri de, güneş enerjisinin 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarında yüzde 7, 6’lık oran ile en hızlı büyümeye sahip enerji kaynağı olacağını öngörüyor.

Türkiye’de, enerji ithalatı için 2018’de 43 milyar dolar, 2019’da 41.1 milyar dolar ödenirken, 2020’de enerji ithalatı faturası 30 milyar doların altına düştü. Ayrıca, son 2 yılda 262 milyar kWh mertebesindeki yenilenebilir kaynaklı elektrik üretiminde yaklaşık 12 milyar dolarlık enerji ithalatının önüne geçildi.

ELEKTRİK FATURASINDAN YÜZDE YÜZ KAR 

Güneş enerjisine yatırım yapmanın hem karlı hem de Türkiye’nin enerji politikaları için çok önemli olduğuna dikkat Evcil Group bünyesinde bulunan EVCİL Solar Enerji şirketinin Genel Müdür’ü Mustafa Evcil, “Güneş enerjisi, sınırsız ve tükenmeyen bir enerji türü olup, yenilenebilir enerji kaynakları içinde de en düşük işletme maliyeti olması sebebi ile en büyük potansiyele sahip kaynaktır. Güneş enerjisinin kullanım alanları arasında doğrudan elektrik üretimi vardır. Türkiye’nin coğrafi koşulları dikkate alındığında diğer santrallerden farklı olarak güneş sistemlerinin küçük ya da büyük kapasiteler olarak her yere kurulabilme şansı vardır. Firmalarınızın çatısı, yüzde 100 elektrik tasarrufunun yanında sizlere ek kazanç da sağlayabilir. Bir başka deyişle, firma hem elektrik faturası ödemiyor hem de nakit akışı sağlıyor.

Finansman tarafında ise leasing firmaları ve bankalar, firmanın durumuna göre bütçeye öz sermaye ve kredi sağlayabiliyor. Biz de, bu sistemi bankalar aracılığıyla her firmaya yüzde yüz leasing sağlayacak bir modele getirdik. Yani müşterinin cebinden hiç para çıkmadan, biz ekstra olarak firmanın çatısına güneş enerjisi sistemini yapabiliyoruz. Günümüzde enerjide bağımsızlık ekonomik bağımsızlık için en önemli adımdır.” diye konuştu.

Yıllık 1200 MW güneş paneli üretim kapasitesine sahip fabrikasında ürettiği güneş panellerini, dünyanın dört bir yanına ihraç eden HT Solar, son olarak Ukrayna’da 19,65 MWp kapasiteli güneş enerji santraline güneş paneli tedariği gerçekleştirdi.

Çin devletine ait tek güneş paneli üreticisi olan HT Solar, uluslararası sertifikalarla tescillenen standartlarda ürettiği güneş panelleri ile birçok ülkenin enerji ihtiyacını karşılıyor. Türkiye’de kurulduğu günden itibaren, dünya çapında 1 GW’dan fazla projeye güneş paneli tedariği sağlayan HT Solar, son olarak Ukrayna’nın Berdyansk şehrinde 19,65 MWp’lik projenin çözüm ortağı oldu.

2021 Yılına Hızlı Başlangıç

Dünya üzerinde çok geniş bir ihracat ağına sahip olduklarını ve bunu geliştirmek için stratejik yatırımlarını 2021 yılında da devam ettiklerini ifade eden HT Solar Satış ve Pazarlama Müdürü Emre Kulaç; “HT Solar olarak olumlu demografik eğilimler, yüksek şehirleşme hızı ile birlikte artan enerji talebini karşılamak için potansiyel pazarları iyi değerlendiriyoruz. Ukrayna’da bu ülkelerin başında geliyor” dedi.

Bu kapsamda Ukrayna’nın Berdyansk şehrinde yatırımcı firma Demircioğlu Mermer ve EPC firması Solargüç ile iş birliği yaptıklarını söyleyen Kulaç; “19,65 MWp kapasiteli güneş enerji santraline, 400W Monokristal Bifacial panellerin sevkiyatını gerçekleştirdik. Yaklaşık 5 GW kurulu güce sahip olan Ukrayna, gerek coğrafi konumu gerek yenilebilir enerji yatırımları ile Avrupa’nın yükselen yıldızı olma yolunda ilerliyor. HT Solar olarak, Ukrayna pazarındaki gelişmeleri yakından takip ediyor ve daha çok referans projenin çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz.

Yeni teknolojiler ile dünyanın enerji ihtiyacını karşılayacak

Akıllı teknolojileri, otonom ve robotik sistemler ile inovatif bir yaklaşım benimsediklerini vurgulayan Emre Kulaç; “Global ölçekte başarımızı sürdürülebilir kılarak; sektör ve pazar trendlerini takip ederek, ürün portföyümüzü geliştiriyoruz. Şu an ürün portföyümüzde, 158.75mm, 166mm, 182mm ve 210mm hücrelerle üretilen Mono-Perc, Half-Cut ve Bifacial gibi farklı özelliklere sahip güneş panellerimiz mevcuttur. Bu yeni nesil panellerle üretim kapasitemizi artırarak global projelere daha fazla panel tedariği sağlamayı planlıyoruz.” dedi.

Brisa, uluslararası çevresel raporlama platformu Karbon Saydamlık Projesi 2020’de (Carbon Disclosure Project-CDP) 5.Kez Türkiye İklim Değişikliği Lideri ve 2.Kez Su Lideri oldu. Türkiye’de İklim ve Su Lideri olan üç şirket arasında yer aldı. Ayrıca Tedarikçi İlişkileri Derecelendirmesi Küresel Lideri olarak da geçen yılki başarısını devam ettirdi.

Sürdürülebilirliği faaliyetlerinin merkezine koyan Brisa, iklim değişikliğiyle mücadele programını temelinde samimiyet ve insanlığa hizmet olan ‘Brimiz Hepimiz İçin’ vizyonuyla, çevre odaklı, toplumsal ve yönetişim sistemleri kurarak yürütüyor.

 

Sabancı Holding iştiraklerinden, Bridgestone ve Lassa markalarıyla Türkiye lastik pazarı lideri Brisa, uluslararası çevresel raporlama platformu CDP tarafından lider kurumlar arasında gösterildi.  Brisa, Türkiye’deki şirketler içerisinde en başarılı gruba dahil oldu ve CDP İklim Değişikliği ve Su Programı kapsamında “A-”, Tedarikçi İlişkileri kategorisi kapsamında ise “A” derecelendirme notunu aldı.

Böylece Brisa, 2020 yılında iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya ve doğal kaynakları korumaya yönelik çalışmalarıyla, Türkiye’den sadece üç şirketin yer aldığı Türkiye İklim Değişikliği ve Su Liderliğine layık görüldü. Ayrıca bir kez daha Tedarikçi İlişkileri Derecelendirmesi’nde Küresel Lider olma başarısını gösterdi.  

Brisa’nın bu başarısını değerlendiren Brisa CEO’su Haluk Kürkçü “Gelecek nesiller için gerek birey gerek kurumlar olarak sorumluluk almamızın bir seçenek değil, bir şart olduğunu, tüm dünya COVID-19 küresel salgını ile zor yoldan öğrendi. Brisa olarak salgın öncesinde de bu bilinçle faaliyetlerimize devam ediyorduk. Sürdürülebilirliği kurum kültürümüzün ve dolayısıyla tüm faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyoruz.  Her yıl somut hedeflere dayanan aksiyon planları ile sürdürülebilirlik performansımızın gelişimini güvence altına alıyoruz. Bunu da AR-GE ve teknolojimizden yararlanarak, karbon emisyonunun ve atıkların azaltılması, enerji ve suyun verimli kullanılmasına yönelik sistemlerle gerçekleştiriyoruz”dedi.

Brisa’nın bu çabalarının takdirle karşılanmasından büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Kürkçü sözlerine şöyle devam etti: “Şirketimizin ortakları Bridgestone Corporation ve Sabancı Holding’in de stratejik öncelikleri arasında gösterilen sürdürülebilirlik alanında Brisa olarak beşinci kez sağladığımız bu başarı ve ülkemize kazandırdığımız global liderlik bizlere gurur ve gelecek yıllar için motivasyon veriyor. Biz, gönülden bir yaklaşımla çözümün bir parçasıyız ve sürdürülebilir geleceğe yatırım yapmaya devam edeceğiz.

Brisa, 1990’lı yıllarda Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın ikinci ISO14001 sertifikasyonunu almış bir firma olarak sürdürülebilirlik alanında öncü çalışmalarıyla biliniyor. Son 15 yıldır somut projelerle, çevre odaklı, toplumsal ve yönetişim sistemleri kurarak istikrarlı bir iklim değişikliğiyle mücadele programı yürüten Brisa, 2011 yılından beri CDP’ye karbon salımı ve su raporlaması yapıyor. Şirket, son 15 yılda ton başına düşen emisyon miktarını %31, son 10 yılda su tüketimini %53, enerji tüketimini ise %23,4 azalttı.

Tüm bu çabalarıyla Brisa 2015 yılından Ekim 2020 dönemine kadar kesintisiz olarak ‘Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alıyor. Lastik lideri, bundan önce de ilki 2015’te olmak üzere dört kez CDP Türkiye İklim Liderleri arasında yer aldı. 2017 yılında ISO14046 Su Ayak İzi Standardı’nı almaya hak kazanan Türkiye ve Avrupa’daki ilk şirket oldu.