MANŞET

Rüzgar ve güneşten gelen enerjiyi depolamanın önünü açan yasal düzenleme büyük talep getirdi. 10 gün gibi kısa sürede 900’den fazla şirket, depolamalı enerji santrali kurmak için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) başvurdu. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, şu ana kadar yatırım talebinin 110 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

     Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, EPDK tarafından hazırlanan ve 19 Kasım’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren elektrik depolama düzenlemesi sonrasında, depolamalı rüzgar ve güneş santrali kurmak için yapılan başvurulara ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi.
Depolama düzenlemesinin enerji sektöründe çığır açtığını vurgulayan Yılmaz, “Öncelikli hedefimiz enerji arzımızı artırmak ve elbette bunu yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızla yapmak. Artık depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı santrallerimiz de baz yük santralleri gibi çalışabilecek.” diye konuştu.
Yılmaz, bu kapsamda daha fazla yenilenebilir enerji kapasitesinin sisteme dahil edilebileceğini ve Türkiye’nin arz güvenliğinin güçleneceğini dile getirdi.

      YERLİ TEKNOLOJİ VE BATARYA ÜRETİMİNİN GELİŞİMİ HIZLANACAK

Emre amade kapasitenin artırılmasıyla sistem güvenliğinin pekiştirileceğine ve kesintili üretimden dolayı sıkıntı yaşayan sistem işletmeciliğinin rahatlatılacağına işaret eden Yılmaz, başvurulara ilişkin şu verileri paylaştı: “Düzenleme yayımlanalı henüz 2 hafta olmadan kurumumuza depolamalı rüzgar ve güneş santrali kurmak için rekor düzeyde başvuru yapıldı. Şu anda 110 milyar dolara ulaşan bir yatırım talebi söz konusu. Mevcut kapasite dikkate alındığında, bu miktarın 40-45 milyar dolarının sahaya yansımasını bekliyoruz. Yatırımcının ortaya koyduğu bu iştah sektörümüz ve ülkemiz için gurur verici. Biz bu düzenlemeyi, ülkemizin potansiyeline inanarak ve yatırımcımıza duyduğumuz güvenin boş çıkmayacağını bilerek yaptık. ‘Enerji sektöründe yeni bir dönem başlıyor’ derken bu içi boş bir söylem değildi. Sadece yatırım tutarı olarak değil, istihdam, yerli teknolojilerin ve batarya üretiminin gelişimi noktasında da ülkemizi çok güzel günler bekliyor. Bu süreçte bize daima destek olan Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Bakanlığımıza da teşekkür ediyoruz.”
BAŞVURULARIN 334’Ü DEPOLAMALI GÜNEŞ, 575’İ DEPOLAMALI RÜZGAR TESİSLERİ İÇİN

Yılmaz, EPDK’ye şu ana kadar yapılan başvuruların kurulu güç olarak 67 bin 349 megavata karşılık geldiğini belirtti.
Hali hazırda 909 adet başvuru yapıldığını aktaran Yılmaz, bunlardan 19 bin 881 megavat kurulu gücündeki 334 başvurunun güneş enerjisine dayalı depolamalı elektrik üretimi, 47 bin 468 megavat kurulu gücündeki 575 başvurunun ise rüzgar enerjisine dayalı depolamalı elektrik üretimi tesisi kapsamındaki başvurular olduğunu bildirdi.
Elektrik depolamalı rüzgar ve güneş santrallerine ilişkin düzenleme, söz konusu santrallerin kesintili kaynak kapasitesinden bağımsız olarak değerlendirilmesi, herhangi bir kapasite tahsis yarışmasından bağımsız olarak bağlantı görüşü oluşturulabilmesi ve rüzgar santralleri için ölçüm zorunluluğunun aranmaması gibi değişiklikleri içeriyor.
Düzenleme, elektrik depolama tesisi kurmayı taahhüt eden yatırımcıların, taahhüt ettikleri depolama tesisinin kurulu gücü kadar rüzgar ve güneş enerjisi projesi kurmak için ön lisans başvurusunda bulunmasına da imkan sağlıyor.

Türkiye’nin lider özel sektör elektrik üretim şirketi Enerjisa Üretim, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik konularına dikkat çekmek amacıyla, 21 Haziran Dünya Müzik Günü için Türkiye’de ilk kez gerçekleşen bir etkinliğe imza attı.

Rüzgâr enerjisine ilişkin farkındalık yaratmak üzere tasarlanan proje kapsamında DJ Buse Hacıoğlu, 85 metre yüksekliğindeki rüzgâr türbininin zirvesinde 2 saat süren bir performans sergiledi. Bu konser aynı zamanda Hacıoğlu’na, bu yükseklikte konser veren Türkiye’nin ilk, dünyanınsa ilk kadın DJ’i unvanlarını getirdi.

Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir enerji hedefleri açısından stratejik öneme sahip olan rüzgâr enerjisine dikkat çekmek amacıyla, çeşitli platformlarda çok sayıda proje geliştiren Enerjisa Üretim, Balıkesir’de bulunan rüzgar santralinde bir ilke imza attı. 85 metre yükseklikte gerçekleşen DJ performansı, Türkiye’de rüzgâr türbini üstünde yapılan ilk konseri olmanın yanı sıra, müzik dünyası açısından da ilklerin etkinliği oldu. Dj Buse Hacıoğlu, kanat yüksekliği 135 metre olan rüzgar türbininin 85 metre yükseklikteki nasel kısmında sunduğu performans ile Türkiye’nin en yüksekte gerçekleşen konserine imza attı. Hacıoğlu aynı zamanda bu yükseklikte konser veren dünyanın ilk kadın DJ’i oldu. İş sağlığı ve güvenliği önemlerinin üst seviyede alındığı çekimin öncesinde ekip, iki gün süren yüksekte çalışma eğitimlerini tamamlayarak performansını gerçekleştirdi.

“Sürdürülebilirliğin ve yenilenebilir enerjinin önemini bu kez, müziğin gücüyle aktarmak istedik”

Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale, “Dünya hepimizin evi ve bütün evrendeki tek yuvamız. Toprağın, atmosferin, suyun, rüzgârın ve bu gezegenin bize sunduğu bütün varlıkların zenginliğini, çeşitliliğini ve sınırlı kaynaklarını korumak zorundayız. Biz sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk üstlenmeyi ve geleceğin inşasında aktif rol almayı kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu alandaki bilinç düzeyini ve farkındalığı artırmak için çalışıyoruz. Kat ettiğimiz her mesafe, eriştiğimiz her insan bizi daha fazla motive ediyor ve bu hedefimize daha büyük bir heyecanla odaklanmamızı sağlıyor. Bu konuda uzun zamandan beri yürüttüğümüz çeşitli faaliyetlere sürekli yenilerini ekleyerek yola devam ediyoruz. Dünya Müzik Günü vesilesiyle, sürdürülebilirliğin ve yenilenebilir enerjinin önemini bu kez müziğin gücüyle, tutkusuyla aktarmak istedik. Müziğin ruhuyla birleştiğimiz, çok keyifli ve enerjimizi yansıtan bir etkinlik oldu. Bu özel çalışmamızı doğaya ve yarınlarımıza armağan ediyoruz” dedi.

Dünyada bu yükseklikte performans sunan ilk kadın DJ olan Buse Hacıoğlu ise, “Benim için çok özel, gurur dolu ve heyecan verici bir deneyimdi. Çevre ve temiz enerji konusunda insanları bilinçlendirmek üzere atılan her bir adım çok değerli. Bunu bir de evrensel müzikle birleştirmek benim için ayrı öneme sahip. Böyle bir amaca hizmet eden projede yer aldığım için çok mutluyum. Konseri müzik severler için de ölümsüzleştirmek istedik ve bir bölümü kayda alarak hem benim hem de Enerjisa Üretim’in sosyal medya kanallarından yayınladık. Bu fırsatı sunan Enerjisa Üretim’e teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Rüzgârın ezgileri müzik arşivine girecek

Etkinlikte yer verilen tüm ezgilerin Enerjisa Üretim için özel olarak düzenlendiği ve şarkının hem isim hem de telif başvurularının gerçekleştirildiği belirtildi. Eserin; müzik arşivinde resmi olarak yer alması ve Türkiye’nin ilk rüzgâr türbini konseri ezgilerinin ölümsüzleştirilmesi planlanıyor.

Eser: The Sound of the Wind

Düzenleme: Levent Lodos

Müzik: Levent Lodos

Mix & Mastering: Levent Lodos

Stüdyo: Lab Recordings

YouTube Linki: https://www.youtube.com/watch?v=7mumd4Co218

İndirme Bağlantıları:

YouTube 3dk’lık yatay video – https://we.tl/t-5rKcyhhijq

Instagram Reels 1.5dk’lık dikey video – https://we.tl/t-tHt4dGKEeD

TÜREB Başkanı İbrahim Erden, “2023’te önceliğimiz sanayiyle birlikte güçlü yatırım konusu olacak. Cumhuriyetimizin 100. yılını rüzgar sanayisi için yatırım yılı ilan ediyoruz” dedi.

Türkiye’nin 1,5 milyar avroluk ihracat hacmiyle rüzgar enerjisi tedarik zincirinde Avrupa’nın en güvenilir ortağı olduğuna dikkati çeken Erden, TÜREB olarak sektördeki bu canlılığı Avrupa’daki etkinlikler vasıtasıyla uluslararası arenada gösterme imkanı bulduklarını aktardı.

Erden, Türkiye’nin rüzgar enerjisi kurulu gücünde 10 bin megavat eşiğinin 2021’de aşılmasının önemli bir kilometre taşı olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “Geçen yılı sanayi yılı olarak ilan etmiştik. 2022 yılı ise rüzgar kurulu gücünde 12 bin megavat seviyesine çok yaklaşıldığı bir yıl oldu. Türkiye rüzgar sektörü açısından art arda üretim rekorlarının geldiği ve gün bazında rüzgar kaynaklı üretimin yüzde 25-27 seviyelerine kadar çıktığı bir yıl olması rüzgar enerjisinin önemini ortaya koydu. Salgın sonrası dönemde enerji arz güvenliğinin dünya gündeminin en önemli başlıklarından biri haline geleceğini öngörüyorduk. Böyle bir perspektifle, Türkiye rüzgar sanayisini hem dünya standartlarındaki üretim kabiliyetleri, hem yetişmiş insan kaynağı hem de ülkemizin coğrafi konumundan kaynaklı lojistik ve maliyet avantajları açılarından gündeme taşımak bizim de esas önceliğimiz oldu.”
“YILDA EN AZ 3 GİGAVAT RÜZGAR ENERJİSİ KURULUMU MÜMKÜN”

Erden, 3,6 milyar avro yatırımla yılda 3 gigavatlık rüzgar enerjisi santrali kurulumunun yapılabileceğini söyledi.
2022’nin rüzgar enerjisinden elektrik üretiminde “rekorların yılı” olduğunu dile getiren Erden, şunları kaydetti: “2023’te önceliğimiz sanayiyle birlikte güçlü yatırım konusu olacak. Cumhuriyetimizin 100. yılını rüzgar sanayisi için yatırım yılı ilan ediyoruz. Çok ciddi bir rüzgar yatırım potansiyelimiz var. Toplamda 200 bin megavata yakın potansiyeli olan ülkede halen 11 bin 640 megavat seviyesinde bulunmak bizi bu alanda daha fazla mesafe kat etmek için hırslandırıyor. Her yıl ülkemizde üretilen elektriğin yaklaşık 33 teravatsaati rüzgardan geliyor. Geçen yıl 1700 megavat civarında yeni kurulu gücü ülkemize kazandırdık ancak potansiyelimiz dikkate alındığında sektörümüz yılda en az 3 gigavat yeni kurulu gücü gerçekleştirecek kabiliyettedir. 2023 hedefimiz yatırımların önünü daha da açacak ve yatırımları hızlandıracak konulara odaklanmak ve Avrupa’ya ‘tedarik zincirinde en güvenilir ortağınız Türkiye’dir’ mesajını vurgulamak olacak.”​​​​​​​
Erden, enerji depolama, hidrojen ve deniz üstü rüzgar gibi yeni alanların, sektör ajandasının önemli konuları olduğunu söyledi.
Enerji depolamada rüzgarda çok sayıda lisans başvurusu olduğuna işaret eden Erden, şunları kaydetti: “Önümüzdeki yıllarda hızlı biçimde yatırımlara konu olacağına inandığımız enerji depolama projeleri sadece rüzgarı değil tüm yenilenebilir enerji sektörünü büyütecek alan olacak. Hidrojen ve deniz üstü rüzgar konularının gelecek yıl gündemimizde önemli yer tutacağını düşünüyoruz. 2023’te bu alanlarda bazı yatırım planlamalarının duyurulacağını öngörüyoruz. Yakın zamanda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıklamasını beklediğimiz Ulusal Enerji Strateji Belgesi’nde belirtilecek uzun vadeli hedefler bu alanlarda yapılacak. TÜREB olarak açıklanacak belgeye büyük önem veriyor ve yüksek oranda yenilenebilir hedefi belirlenmesini kuvvetle destekliyoruz.”

OYAK Grubu Şirketleri bünyesinde hizmet veren Güzel Enerji’nin TOTAL İstasyonları markası, TotalEnergies’e dönüşüyor. Türkiye’de TotalEnergies’e dönüştürülen ilk istasyon İstanbul Başakşehir’de açıldı.

TotalEnergies  Başakşehir  Mehmetçik 2 No’lu Akaryakıt İstasyonu aynı zamanda, çevre dostu derecelendirme sistemi LEED Platinum Sertifikası’ nın Türkiye’de akaryakıt istasyonlarındaki ilk örneği oldu.

İstasyonda, yenilenebilir enerji yatırımı olarak güneş enerjisi kullanımı öne çıkarken; buhar geri dönüşüm sistemi, atık suyun yeniden kullanılması, yağmur suyu harmanlama gibi döngüsel bir yaşam modeli bulunuyor.

Otojet EV şarj istasyonunu barındıran tesiste, yeni nesil elektrikli araçlara da hizmet verileceği belirtildi. OYAK Enerji Sektörü Grup Başkanı Yüksel Yılmaz konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Başakşehir Mehmetçik 2 No’lu Akaryakıt İstasyonu, TotalEnergies için değişimin başladığı nokta olacak. TOTAL ve M Oil bayi ağı Türkiye’nin 74 şehrinden 79 şehrine ve 2021 yılının sonunda her iki markamızla 889 istasyondan toplam 917 istasyona ulaştı. 2021 yılının yaz dönemindeyse istasyonlarımızda yaklaşık 196 bin metreküp olan akaryakıt ve LPG satışı, tüm zamanların en büyük miktarına ulaştı ve diğer dağıtım şirketlerine yapılan satış miktarlarında da geçtiğimiz yıllara göre en yüksek satış rakamlarına ulaşıldı. Son 1.5 yılda bu alanda fark yarattık ve devam ediyoruz.

TOTAL İstanbul Havalimanı İstasyonumuzun, Avrupa’nın hizmet, kalite ve ölçek açısından en iyi TOTAL İstasyonu seçilmesi bunun en iyi örneklerinden biri oldu” dedi.

Güzel Enerji Akaryakıt Genel Müdürü Tolga Işıltan ise “TOTAL İstasyonları bu yıl önemli bir dönüşüm yaşıyor. Enerji endüstrisi, azalan kaynakları ve hızla artan talebi yönetmek üzere dijitalleşme, yenilenebilir enerji ve düşük karbon odaklı döngüsel ekonomi modelleri üzerine kurulu yeni bir sistem inşa ediyor. Güzel Enerji, bu dönüşümün öncülüğü hedefiyle OYAK’ın köklü tecrübesi ve TotalEnergies’in küresel gücünü buluşturuyor. TOTAL İstasyonları’nın TotalEnergies’e dönüşümü ile birlikte istasyonumuz, temiz bir geleceği hedefleyen enerjinin yeni yüzünü temsil ediyor. Hedefimiz, yeni nesil TotalEnergies istasyonlarımızda sunduğumuz deneyimlerle, tüm misafirlerimizi evlerinde hissettirmek. Akaryakıt sektörüne ilkleri kazandırmaya devam edeceğiz. TotalEnergies ile yeni nesil enerji, daha iyi gelecek” değerlendirmesini yaptı.