MANŞET YANI

Güneş panelleri üreten firmanın genel müdürü Ahmet Kurada: – “Arazide suyu bulmuşken enerjiyi de oraya taşımak zorunda kalmıyorsunuz. Güneşin müsait olduğu alanlarda bu sistemi uygulayabiliyoruz”

Güneş panelleri üreten firmanın genel müdürü Ahmet Kurada: – “Arazide suyu bulmuşken enerjiyi de oraya taşımak zorunda kalmıyorsunuz. Güneşin müsait olduğu alanlarda bu sistemi uygulayabiliyoruz”

Güneş panelleri üreten firmanın genel müdürü Ahmet Kurada, AA muhabirine, güneş panellerinde yerlilik oranının yüzde 80 civarında olduğunu söyledi.

Güneş enerjisinden sağlanan elektrik ile arazilerde sulama imkanı sağlayan sistemin hem tedarik hem de saha uygulamalarını yaptıklarını belirten Kurada, “Su pompasıyla kuyunun içindeki suyu alıp ister tanka, istersek direkt sahaya uygulanabiliyor. Çiftçiler için büyük bir avantaj. Arazide suyu bulmuşken enerjiyi de oraya taşımak zorunda kalmıyorsunuz. Güneşin müsait olduğu alanlarda bu sistemi uygulayabiliyoruz.” dedi.

Sistemin 4 yıl içinde kendisini amorti ettiğini vurgulayan Kurada, “Ev tipi sistemlerde amortisman süreci biraz daha uzayabilir. Çünkü ev tüketimi ile sanayi tüketimi arasında fark olduğu gibi evde gece de tüketimimiz devam ediyor.” ifadesini kullandı.

Kurada, sulamanın gece yapılmak istenmesi halinde suyun depolanması gerektiğine işaret ederek, “Çünkü gün ışığından enerji üretiliyor. Su tankımız varsa şamandıranın su seviye durumuna göre gündüz üretilen enerjiyle suya takviyeler. Kendi basıncıyla da sulamayı yapabilirsiniz.” diye konuştu.

Geleceğin enerjisinin yenilenebilir enerji olduğunun altını çizen Kurada, şöyle devam etti:

“Çünkü güneş her daim var olmaya devam edecek. Bugün evler için belki çok uygun değil maliyet olarak ama sanayide bir standarda oturduktan sonra evlere veya kamu binalarına da artık yerleşecek. Küçük çaplı rüzgar enerjileri var. Burada nasıl sulama için bir güneş paneli koyduysak aynı şekilde ufak bir rüzgar gülü de enerji üretebilecek. Bir şekilde alternatifini her zaman bulacağız.”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK tarafından desteklenen ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı kapsamında, 2011 yılından itibaren düzenlenen ICCI Enerji Ödülleri Töreni’nde enerji sektörü bir araya geldi. 

ICCI Enerji Ödülleri bu sene Konvansiyonel Santraller, Yenilenebilir Enerji Santralleri, Kojenerasyon Teknolojisi Özel Ödülü, Teknoloji, Dijitalleşme ve Yenilikçilik Özel Ödülü, Enerjide Yerli Teknoloji Liderleri olmak üzere toplam 5 ana başlık altında verildi.

Düzenlenen ödül töreninde konuşan TG Expo Genel Müdürü Cem Şenel, “ICCI Fuarımız’ın bir parçası olarak, 2011 yılından bu yana ICCI Enerji Ödülleri’ni de sürdürüyoruz. Enerji sektörüne yapılan hizmetleri ve katkıları desteklemek amacıyla verilen enerji ödülleri, ileri vadede de yapılacak projeleri ve hizmetleri teşvik etme amacı taşıyor.” dedi. 

Türkiye’nin ve bölgenin en büyük Enerji ve Çevre platformu olan ICCI – Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nın bir uzantısı olarak; sektöre yapılan hizmetleri ve katkıları desteklemek ve teşvik etmek amacıyla verilen ICCI Enerji Ödülleri sahiplerini buldu.   Düzenlenen ödül törenine TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, TG Expo Genel Müdürü Cem Şenel, Türkiye Kojenerasyon Derneği Başkanı Yavuz Aydın ve Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürü İzzet Alagöz ile çok sayıda davetli katıldı. ICCI Enerji Ödülleri, bu sene Konvansiyonel Santraller, Yenilenebilir Enerji Santralleri, Kojenerasyon Teknolojisi Özel Ödülü, Teknoloji, Dijitalleşme ve Yenilikçilik Özel Ödülü, Enerjide Yerli Teknoloji Liderleri olmak üzere 5 ana başlık altında verildi.

DÜNYA ARTIK DÖNÜŞÜMÜ ZORUNLU KILIYOR

İklim değişikliğinin, küresel ısınmanın her şeyi tehdit ettiğini dile getiren TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, “Dünya artık dönüşümü zorunlu kılıyor. Bu dönüşümde asıl unsur enerjideki dönüşüm olacak. Çünkü sera gazı emisyonlarının yüzde 70’i enerji üretiminden kaynaklanıyor. Eğer enerjide dönüşüm sağlanmazsa olumsuzlukları bertaraf edemeyiz. Bu kapsamda eğer hep beraber sanayi öncesi dönemin şartlarını tesis etmek istiyorsak, dünyanın kaynaklarını hızlıca tüketen ülkelerin gelişmekte olan ve az gelişen ülkelere destek vermesi gerekiyor.” dedi. Enerjide küresel tedarik zincirinin bozulduğunu belirten Altunyaldız, “AB başta olmak üzere kış nasıl geçecek korkusu var. Bu kapsamda Türkiye olarak öncelikle enerji aktörlerimizin katkılarıyla ülke olarak Paris İklim Anlaşması’nın ardından Cumhurbaşkanımızın koyduğu yeşil kalkınma devrimiyle yenilenebilir enerjide lider ülke olma konusunda önemli adımlar atmaya devam ediyoruz. Ayrıca buradaki organizasyonu düzenleyenleri de tebrik etmek istiyorum. Ülke olarak kurulu gücün yüzde 54’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarına dönüştürmenin yanında, başta rüzgar olmak üzere güneşte ve diğer alanlarda santrallarda kullanılan teçhizatın yüzde 70’ini yapma yetkinliğine geldik.”

PROJELERİ VE HİZMETLERİ TEŞVİK ETME AMACI TAŞIYOR 

2008 yılında ‘Think Global – Küresel Düşün’ mottosuyla kurulan TG Expo’nun; enerji, gıda, kozmetik, tekstil, mermer, seramik, yapı, restorasyon, müzecilik, otel ekipmanları sektörlerinde gerek kendi fuarlarını gerekse dünyanın en önemli fuarlarının Türkiye katılımlarını gerçekleştirdiğini ifade eden TG Expo Genel Müdürü Cem Şenel, “TG Expo, Sektörel Fuarcılık A.Ş.’nin 2 ortağı olan Hannover Fairs Turkiye ve PennWell International ile Ekim 2020’de yapılan anlaşmayla, Sektörel Fuarcılık A.Ş.’yi ve Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı’nı (ICCI) bünyesine katarak, enerji sektöründeki yerini pekiştirdi. 26 yıldır yapılan ve üretim-iletim-dağıtım olmak üzere, sektörün tüm bileşenlerini bir araya getiren ICCI 2022 Fuarımız geçtiğimiz mart ayında İFM’de gerçekleştirildi. TG Expo olarak, ülkemizin bölgesel enerji kaynaklarını büyütmesi, enerjinin verimli yönetilerek, sanayi üretim maliyetlerinin rekabetçi seviyelere çekilmesi, enerji dönüşümünün piyasaya entegre edilmesi amaçlarına hizmet etmek üzere düzenlediğimiz ICCI Fuarı’mızın bir parçası olarak, 2011 yılından bu yana ICCI Enerji Ödülleri’ni de sürdürüyoruz. Enerji sektörüne yapılan hizmetleri ve katkıları desteklemek amacıyla verilen enerji ödülleri, ileri vadede de yapılacak projeleri ve hizmetleri teşvik etme amacı taşıyor.” diye konuştu.

YERLİ TEKNOLOJİ LİDERLERİ KATEGORİSİ 

2021 yılının dünya ve Türkiye açısından pandemi sürecinin kontrol altına alınma ve bu koşullarda ekonomilerin yüzdürülmesi çabaları içinde geçtiğini ifade eden Türkiye Kojenerasyon Derneği Başkanı Yavuz Aydın, Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının da enerji piyasalarını etkilediğini kaydetti. Yavuz Aydın, “2023 yılında kış koşullarının sertleşmesi halinde Avrupa’da ciddi enerji sıkıntıları yaşanması bekleniyor. Türkiye olarak geçen yıl olduğu gibi beklenmedik bir doğalgaz tedarik kesintisi olmazsa mevcut gaz anlaşmalarımız ve yenilenebilir enerji kurulu gücümüzle 2023 kış dönemini önemli bir sıkıntı olmadan aşabileceğimiz tahmin ediliyor. Yalnız 2023 Haziran ayından itibaren yaz dönemi için ilave tedbirlere ihtiyaç olacaktır.” diye konuştu.

2023 yılındaki ICCI Enerji ve Çevre Fuar ve Konferansı’nın 24-26 Mayıs 2023 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde yapılacağını kaydeden Aydın, “Şunu gururla ifade ediyoruz ki ICCI Enerji Ödülleri sektörümüzde daha iyiye, daha verimli ve başarılı projelere yönelimi artırmıştır. Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bu yıl ödüllere ‘Yerli Teknoloji Liderleri’ başlıklı yeni bir kategori ekledik ve bu kategoride ülkemizin enerji sektörü şirketlerinin ne kadar ilerlemiş olduğunu görerek çok mutlu olduk. Ödül başvurularında en fazla sayıda proje, ürün ve hizmet başvurusu bu alanda oldu ve bu kategoriyi başlatmakla ne kadar doğru bir iş yaptığımızı gördük.” ifadelerini kullandı.

 

 

 

 

 

   Borusan Grubu şirketlerinden Borusan EnBW Enerji Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme yolunda, Türkiye’nin en büyük rüzgâr enerji tesislerinden biri olan Saros Rüzgâr Enerji Santrali’ni 138 MW kapasiteyle işletmeye geçirdi. Tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşan portföyü ile Borusan EnBW Enerji, 2020 yılında kademeler halinde hizmete almaya başladığı Çanakkale’nin Çan ilçesinde yer alan Saros Rüzgâr Enerji Santrali’ni tam kapasite ile faaliyete geçirdi. En büyük karasal türbinler arasında yer alan 27 adet GE Cypress türbininden oluşan tesis, 138 MW kapasiteye ulaştı. Ürettiği yeşil elektrikle yıllık 200.000 haneyi aydınlatan Saros Rüzgâr Enerji Santrali 267.000 ton karbondioksit salımını engelleyerek işletme dönemi boyunca 7,3 milyon ağaca eşdeğer bir karbondioksit azaltma etkisi yaratacak.

Proje üretime geçtiğinde doğal gaz ithalatını yıllık 100 Milyon m3 azaltacak. Bu da Türkiye’nin doğal gaz faturasının yaklaşık 75 Milyon ABD doları düşmesi anlamına geliyor. Santral aynı zamanda, yakıt fiyatlarının çok arttığı bu dönemde, diğer rüzgâr santralleri gibi ülkemizin elektrik üretim maliyetinin azalmasına katkı sağlıyor.

İklim, insan ve inovasyon odak alanlarında sürdürülebilirlik çalışmaları yürüten Borusan, konuyu kapsayıcı bir şekilde ele alıyor. Grup şirketlerinin birbirini tamamlayan hedefleriyle bütüncül bir sürdürülebilirlik stratejisi benimseyen Borusan, yenilenebilir enerji alanında Borusan EnBW Enerji ile öncü çalışmalara imza atıyor.

Çevreye ve insana saygılı enerji üretimi  Bugün etkilerini yakından hissetmeye başladığımız küresel iklim değişikliği ve içinden geçtiğimiz enerji krizi yeşil enerjiye geçişi hızlandırıyor. Atıksız, emisyonsuz ve hiçbir kaynağı tüketmeyen üretimleriyle yenilenebilir enerji yatırımları bu dönüşümün en önemli bileşenini oluşturuyor. Saros Rüzgâr Enerji Santrali ülkemizin ve dünyanın sürdürülebilirliğine önemli bir katkı sağlarken, tesisin yapım ve işletme döneminde de yürütülen her faaliyette çevresel ve sosyal hassasiyetler gözetiliyor. Tüm yatırım dönemi boyunca sahadaki bitki ve hayvan türlerinin korunması amacıyla tam zamanlı biyologlar sahada görevli olarak çalıştı ve tüm çalışanlara konuyla ilgili gerekli farkındalık eğitimleri verildi. Ayrıca, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi ile imzalanan protokol kapsamında yürütülen biyoçeşitlilik projesi ile, karasal yaşam kapsamında önemli türler arasında bulunan kuş ve yarasa popülasyonlarının orman alanlarında artışını sağlamak; böylece, ağaçlara zarar veren böceklerle beslenen bu türler sayesinde böcek popülasyonunu dengeleyerek ağaçların sağlıklı kalabilmesine destek olmak amaçlanıyor. Geliştirilen toplumsal katkı projeleri ile bölge halkının ortak kullanımına yönelik alanlarda düzenleme çalışmaları yürütülmeye devam ediyor.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelini hayata geçirmek için çalışmaya devam!

Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı tesisin artan kapasitesiyle devreye girmesinin ardından şu açıklamayı yaptı:  “Ülkemizin yeşil enerji dönüşümüne katkıda bulunan büyük bir yatırımı tamamlamış olmanın mutluluğu ve gururu içindeyiz. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasının yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını etkin bir şekilde kullanabilmesiyle yakından ilişkili olduğuna inanıyoruz. Bu inançla, başta rüzgâr enerjisi olmak üzere ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyelini hayata geçirmek için çalışıyoruz. Saros RES için yaptığımız yatırım ekonomi ve çevre açısından Türkiye için değer yaratacak ve on binlerce hanenin elektrik ihtiyacını sürdürülebilir bir şekilde karşılayacak. Şirketimiz yenilenebilir enerji alanında emin adımlarla ilerlemeye devam edecek.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Türkiye için büyük öneme sahip “Yeşil Kalkınma Hedefleri” kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nde bazı yenilikler yapıldı ve yeni yönetmelik Resmî Gazete’de yayımlandı.

Buna göre Sıfır Atık Planı, Sera Gazı Azaltımı Planı, İklim Değişikliğine Etkiler, Çevre İzleme Planı, Çevresel ve Sosyal Yönetim Planı gibi birçok planın “Sürdürülebilirlik Planı” altında ÇED raporlarında yer alması zorunlu hâle getirildi. Yönetmelikle, Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasının aşikâr olacağı belirtildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Türkiye’de ilk olarak 7 Şubat 1993 yılında yayımlanarak yürürlüğe giren ve zaman içerisinde çeşitli revizyonlar yapılmış Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nde bazı güncellemeler gerçekleştirdi. Yeşil Kalkınma Hedefleri çerçevesinde yenilenen yönetmelik bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’de yatırımların çeşitlenmesi, iklim değişikliği ile mücadele ve sıfır atık çalışmaları, bilimsel ve teknik gelişmelerin takip edilmesi, zaman içerisinde karşılaşılan yargı kararları, diğer mevzuatlarda yapılan değişiklikler gibi sebeplerle ÇED Yönetmeliği’nin revize edilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı ifade edildi.

Bu kapsamda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi iş birliği ile “ÇED Yönetmeliği’nin Geliştirilmesi Projesi” yapıldığı, akademisyenler, kurum ve sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı çalışma grupları oluşturulduğu, bugüne kadar yürürlüğe girmiş olan tüm ÇED yönetmelikleri ve yönetmelik revizyonları, izin-lisans ve denetim yönetmelikleri, AB ülkeleri ve diğer ülkelerdeki uygulamalar, yargı kararları da dikkate alınarak ‘ÇED Yönetmeliği Değerlendirme Raporu’ hazırlandığı hatırlatıldı. Proje kapsamında; seminer, çalıştay, çalışma toplantıları ve farklı paydaşlarla yüz yüze görüşmelerin yanı sıra saha çalışmaları da gerçekleştirildiği kaydedildi.

ÇED Yönetmeliği’nin; Türkiye’nin yeşil kalkınma hedefleri kapsamında ayrı bir önem taşıdığı vurgulanan Bakanlık açıklamasında, katılımcı ve şeffaf bir anlayışla yürütülen ÇED sürecinde; ilgili kamu kurumları arasında koordinasyon sağlanması, projelerin fiili olarak uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek olası çevresel ve sosyal problemlerin, tasarım aşamalarında değerlendirilerek önlemlerin ortaya konulması, yapılması planlanan faaliyetlerden etkilenmesi muhtemel yöre insanı ve sahip olunan değerli ekosistem bileşenlerinin sürece dâhil edilmesi sayesinde, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasının aşikar olacağına dikkat çekildi.

Bu bilinçle hazırlanan ÇED Yönetmeliği’nin, büyümeye devam eden Türkiye’ye, korumacı yaklaşım ile kalkınmaya, sahip olunan tüm çevresel ve sosyal değerlere katkı sunacağının ve yol gösterici olacağının ümit edildiği aktarıldı.

Hazırlanan yeni yönetmelikte şu maddelere yer verildi: Mevcut tanımlarda revizyonlar gerçekleştirilmiştir, uygulamaya esas yeni tanımlar eklenmiştir. Halkın bilgilendirilmesinin etkinleştirilmesine yönelik düzenlemeler gerçekleştirilmiş, yürürlüğe alınan Paydaş Katılım Planı ile katılımcılıkta iletişim yollarının sayısı arttırılmıştır. İdari kısımların daha etkin uygulanmasına yönelik düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

Faaliyetlerin/Projelerin çevreye olan etkileri göz önüne alınarak Ek-1 ve EK-2 Listelerinde düzenlemeler gerçekleştirilmiş, ÇED Raporu hazırlanması zorunlu olan faaliyetlerin sayısı arttırılmış, hatta bazı sektörlerin tamamı eşik değerine bakılmaksızın tümüyle Ek-1 Listesi’ne alınmıştır.

Ek-2 Listesi’nde yer alan faaliyetlerin/projelerin de çevresel etkilerinin daha kapsamlı ve detaylı incelenmesi için Ek-1 Listesi’nde yer alan faaliyetlerde/projelerde olduğu gibi kümülatif etki değerlendirme yapılması, çevresel ve sosyal eylem planı hazırlanması, sürdürülebilirlik ve çevre izleme planı hazırlanması zorunlu hâle getirilmiştir.

Sıfır Atık Planı, Sera Gazı Azaltımı Planı, İklim Değişikliğine Etkiler, Çevre İzleme Planı, Çevresel ve Sosyal Yönetim Planı vb. birçok planın “Sürdürülebilirlik Planı” altında ÇED Raporları’ nda  yer alması zorunlu hâle getirilmiştir.

Doğtaş, 2024 yılında, koltuk takım kumaş portföyünün %40’ının

“geri dönüştürülmüş ve çevreci kumaşlardan” oluşmasını hedefliyor.

 Daha iyi bir gelecek için farklı alanlarda faaliyet gösteren Doğanlar Holding, mobilya alanındaki ilk markası Doğtaş ile inovatif ve teknolojik yeniliklerden beslenmeye ve alanında ilk olmaya devam ediyor.

Türkiye’de bir ilk: %100 geri dönüşümlü kumaşlar Doğtaş mağazalarında koltuklara dönüşüyor.

Kurumsal değerlerinin başında sürdürülebilirlik gelen ve 2024 yılına kadar portföyünün %40’ını %100 geri dönüşümlü kumaş kullanımıyla hayata geçirmeyi hedefleyen Doğtaş, bu yaklaşımı üretim süreçlerinin yanı sıra hammadde seçiminde de uyguluyor. Doğtaş’ın 2021 yaz aylarında mağazalarda satışa çıkacak olan koltuk tasarımının döşemeleri %100 PET şişelerin geri dönüşümünden elde edilen kumaş kullanımıyla üretiliyor. Kullanılacak olan bu yeni kumaş ise, geleneksel tekstil ile görünüm, dokunma hissi ve konfor olarak aynı kalite standartlarına sahip.

Her bir koltuk için 1000 PET şişe kumaşa dönüştürülüyor

Doğtaş’ın yeni nesil koltuk tasarımı için yaklaşık 25m kumaş kullanılıyor. Bu doğrultuda her bir koltuk için yaklaşık 1000 PET şişe dönüştürülüyor. Koltukların ayak ve aksesuar kısımlarında kullanılan ahşap kısımları ise mobilya üretimi adına yetiştirilen ormanlardan elde edilen ağaçlardan yaratılıyor.

Erim Tamer: “Hedefimiz 2024 yılında portföyümüzün %40’ını geri dönüşümlü kumaş kullanımıyla tasarlamak.”

Doğtaş Genel Müdür Yardımcısı Erim Tamer: “Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmenin heyecan ve gururunu yaşıyoruz. İlk yüzde 100 geri dönüşüm kumaştan oluşan koltuk takımımızı 2021 yazında satışa çıkaracağız. Hedefimiz bu alandaki portföyümüzü her daim genişleterek 2024 yılında oturma gruplarımızın %40’nın, yüzde 100 geri dönüşümlü kumaştan olması. Daha ileri hedeflerimiz içerisinde koltuk döşemelerimizi saf materyallerden oluşturmak, bu şekilde oturma gruplarımızın da geri dönüşümünü sağlamak.” dedi.

Yılmaz Seber: “Gelecek için, geleceğin tasarım dünyasının bir parçası olmak büyük bir heyecan”

Doğtaş Tasarım Direktörü Yılmaz Seber: “Türkiye’nin öncü mobilya firmalarından biri olarak bu alanda yeniliklere imza atmanın önemine gönülden inanıyoruz. Bizim gibi mobilya markalarının bu girişimlerin ön saflarında yer almasıyla birlikte, giderek daha fazla şirketin bu alana yatırım yapacağına, geri dönüştürülmüş ürünlerin kullanımını ve sürdürülebilir uygulamaları benimseyeceğine inancımız tam. Geleceğimiz için, günümüz tasarım kodlarını, geleceğin gerçekliğiyle tasarlamanın heyecanı ise paha biçilemez.” dedi.

Doğtaş Plastik Şişeleri Koltuklara Dönüştürüyor

Lorem ipsum dolor sit amet,sed diam nonumy eirmod tempor invidunt ut labore et dolore magna aliquyam erat, At vero eos et accusam et justo duo dolores et ea rebum. Lorem ipsum dolor sit amet, no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet. Stet clita kasd gubergren, no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet. no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet. no sea takimata sanctus est Lorem ipsum dolor sit amet. sed diam voluptua.