SEKTÖREL HABER

Şişecam, Viaport Marina’da …

Şişecam, düzcam ürün grubuyla Viaport Marina’da düzenlenen Solar İstanbul Fuarı’nda yerini aldı.

Şişecam, Viaport Marina’da düzenlenen enerji depolama, e-mobilite ve dijitalleşme konusundaki son gelişmelerin aktarıldığı Solar İstanbul’a katıldı. Maksimum verimlilik sağlayan yüksek ışık geçirgenliğine sahip Şişecam Güneş Paneli ve Şişecam Güneş Kolektör Camları ile katıldığı fuarda, sektörün önde gelen firmaları ve temsilcileriyle bir araya gelen Şişecam sergilediği yüksek performanslı ürünleriyle ziyaretçilerden büyük ilgi gördü.

Şişecam’ın güneş panellerinde ve güneş kolektörlerinde kullanmak amacıyla ürettiği güneş paneli ve güneş kolektör camları, güneş enerjisinden elektrik üreten güneş panellerinin iç aksamını çevre koşullarından korurken yüksek ışık geçirgenlik performansı ile güneş panellerinin verimliliğini doğrudan etkiliyor.

Sandy ve Prizma desenlerinde üretilen Şişecam Güneş Paneli ve Şişecam Güneş Kolektör Camları, desenli yapısıyla cam yüzeyinde oluşan yansımaları azaltarak yüksek ışık geçirgenliği ve düşük yansıtma değerleriyle güneş panellerinin ve kolektörlerinin performansında maksimum verimlilik sağlıyor.

Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü’nde, bu yıl #EkosistemRestorasyonu sloganıyla; zarar görmüş ekosistemleri canlandırmak için acil eylem çağrısı yapılıyor. Bu özel günde, günümüzün en büyük iki tehdidi olan iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybına dikkat çeken TEMA Vakfı, doğayı korumanın, gezegenimizi ve kendi yaşamımızı korumak olduğunun bir kez daha altını çiziyor.

 Tüm dünyada #EkosistemRestorasyonu sloganıyla kutlanan Dünya Çevre Günü’nde Birleşmiş Milletler, insanların yaşamını sürdürebilmeleri, iklim değişikliğine karşı koyabilmeleri ve biyolojik çeşitliliğin korunabilmesinin ancak sağlıklı ekosistemlerle mümkün olabileceğini vurguluyor. İnsanların doğayla ilişkisini yeniden tanımlama ve kurma ihtiyacı hissettiği bugünlerde TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, doğanın yükünün her geçen gün arttığını belirterek, bu yükün azaltılması için tek bir bireyden tüm insanlığa, politikacılara ve yöneticilere görevler düştüğünün altını çiziyor.

Konuyla ilgili konuşan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç “Ne yazık ki uzun yıllardır süregelen, fosil yakıtların kullanımı, arazi tahribatı, kirlilik ile aşırı yararlanmanın neden olduğu iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı, günümüzde insanlığın en büyük sorunlarını teşkil etmektedir. Dünya ortalama sıcaklığı, sanayi öncesi döneme göre 1.1 °C arttı. Yaşanan küresel ısınma artık bir ‘iklim krizi’ olarak isimlendirilmektedir. Bu durum, insan sağlığından gıda üretimine, yaşanan ekstrem hava olaylarından doğadaki canlıların uyum sağladığı ekolojik koşullara kadar birçok dengenin değişmesine sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra bugün arazi tahribatı ve aşırı yararlanma nedeniyle, dünyadaki doğal ekosistemlerin  %75’i insanlar tarafından değiştirilmiştir. Erozyon ile binlerce yılda oluşmuş topraklar kısa sürede yok olarak verimliliğini kaybetmektedir. Tarım topraklarında aşırı kimyasal gübre ve pestisit kullanımı ile su kaynakları ve denizler kirlenirken, büyüyen kentler verimli tarım topraklarını yutmaktadır. Her yıl 12 milyon hektar tarım toprağı bozuluma uğramakta ve çölleşme hızlanmaktadır. Tüm bu insan kaynaklı etkilerse bugüne kadar hiç yaşanmamış bir hızda tür kayıplarına neden olmaktadır. Bugün insanlığın neden olduğu yok oluş, geçmiş yılların bin katı olmuştur. Ne yazık ki böyle giderse gelecekte de bugünkü yok oluşun 10 katına çıkacaktır” diyerek gezegeni hızla tükettiğimize ve tahrip ettiğimize dikkat çekti.

Küresel Riskler Raporu’nda ilk beş maddeden dördü çevre sorunlarıyla ilgili

Doğa dengesinin bozulması ve ekolojik sorunların ekonomiyi de etkilediğini vurgulayan Ataç; “Dünya Gayri Safi Milli Hasılanın %50’si doğal varlıklardan elde edilirken; ekolojik yıkım beraberinde ekonomik sorunlara da neden olmaktadır. Nitekim 2020 Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayımlanan Küresel Riskler Raporu’nda, etkisi ve gerçekleşme olasılığı en yüksek riskler sıralamasındaki ilk beş maddeden dördünü çevre sorunları oluşturmaktadır. Yaşanmasına sebep olduğumuz bu sorunları hafifletmenin yolu doğa tahribatlarını durdurmak, doğa koruma alanlarını artırmak, tahrip olmuş ekosistemlerin restorasyon çalışmaları ile eski haline gelmelerini sağlamaktan geçmektedir. Bugün restorasyon çalışmalarının yapılmaması, restorasyon yatırımlarından üç kat daha fazla maliyete sebep olmaktadır. Restorasyon çalışmaları yapıldığı durumda ise bugüne oranla 10 kat daha fazla kazanç sağlanacaktır” dedi.

Anayasanın çevrenin korunmasına ilişkin 56. maddesine de atıfta bulunan Ataç; “Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı olduğu ifade edilen Anayasamıza göre  çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirliliğini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Bu sebeple doğal ekosistemlerin korunması ve restorasyonu ile ekosistemlere hayat veren başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkların korunması konusunda devlet ve bireyler olarak hepimize büyük sorumluluklar düşmektedir” dedi.

Huawei Türkiye Dijital Enerji Zirvesi (Huawei Turkey Digital Power Summit), sektörün lider kurumlarının temsilci ve uzmanlarını, dijital enerji sektörünün son dönemde yaşadığı zorlukları ve gelecekteki yeni fırsatları değerlendirmek üzere 3 Haziran’da çevrimiçi olarak bir araya getirdi.

Etkinliğin odağında, geleceğin enerji trendleri ve sektörün dijital dönüşümü vardı.

 Huawei Türkiye Genel Müdürü Jing Li açılış konuşmasında küresel enerji tüketimi ile ilgili verileri paylaşırken; “Küresel enerji tüketiminin yıllık bazda %1,7 oranında arttığını görüyoruz. Rapora göre 18’inci yüzyıldan bu yana insanların tükettiği enerji, %85’i fosil yakıtlar olmak üzere 22 kat artmış durumda. Küresel ısınmanın olumsuz getirileri, daha sürdürülebilir ve yeşil enerji kullanımının artması gerektiğine işaret ediyor. Bugün, karbon yoğunluğu insanlığın karşılaştığı en önemli sorunlardan biri. Küresel arenada Çin, Avrupa Birliği, Japonya, Güney Kore ve ABD gibi gelişmiş ekonomiler artık karbon nötr hedeflere yöneliyor” dedi.

 Türkiye’deki yeşil enerji fırsatlarına da değinen Jing Li; “Karbon yoğunluğu güdümündeki düşük karbonlu enerji, elektrifikasyon ve dijital dönüşümde yeni fırsatlar da yarattı. 83 milyon nüfuslu Türkiye’de, 25 milyon hane, 70.000’den fazla sanayi sitesi ve 500’den fazla veri merkezi yer alıyor. Nisan 2021 itibarıyla mobil şebekeye yaklaşık 101,4 MW değerinde yeni güneş enerjisi üretimi entegre edilmiş ve Türkiye’de kümülatif güneş enerjisi gücü 7.065,4 MW seviyesine yükselmiştir. 2030 yılına kadar toplam 38 GW değerinde güneş enerjisi elde edileceği öngörülüyor. Türkiye’de dijital enerji endüstrisinin gelişmesi için çok büyük fırsatlar ve geniş bir hareket alanı var” şeklinde konuştu.

 Huawei dijital enerji sektöründe zengin bir deneyime sahip 

Jing Li, Huawei Türkiye’nin enerji alanındaki faaliyetlerini aktarırken; “Huawei Türkiye, müşterileri, iş ortakları ve kamu kurumlarının desteğiyle, insanlığın kaderi için önemli bir konu olarak gördüğümüz, iklim değişikliğiyle mücadeleye katkıda bulunuyor. Kamuoyu Huawei’in daha çok 5G, teknolojik cihazlar ve kurumsal teknolojiler gibi alanlardaki faaliyetlerine aşina. Ancak Huawei yıllar içinde dijital enerji alanında da önemli bir deneyimin sahibi oldu. Huawei Dijital Enerji, son derece heyecan verici teknolojik yeniliklere imza atarak, bilgi teknolojilerinin gücüyle dijital enerji sektörünün gelişimine odaklandı. Buna paralel olarak, Nisan 2021’de bağımsız bir birim olarak, Huawei Dijital Enerji İş Grubu’nu kurdu. Huawei Dijital Enerji İş Grubu Guanliang Zhao yönetiminde faaliyet gösteriyor. Huawei’in dijital enerji çalışmaları yeşil enerji üretimi ve enerji tasarrufunu da kapsayan beş ana başlıkta toplanıyor: Akıllı PV (Akıllı Güneş Pili), Baz İstasyonu Enerji Tesisleri, Veri Merkezi Enerjisi, Araca Entegre Enerji ve Modüler Güç Kaynakları. Huawei, Akıllı PV (Güneş Pili), Baz İstasyonu Enerji Tesisleri, Veri Merkezi Enerjisi alanlarında küresel pazarda lider konumda yer alıyor. Şirket, cihaz bazındaki uygulamaları ile milyonlara ulaşırken, 170’ten fazla ülke ve bölgeyi kapsayarak, dünya nüfusunun üçte birine hizmet sağlıyor” dedi. 

 Enerji yatırımları artıyor

 Jing Li ayrıca şirketin artan enerji sektörü yatırımlarından da bahsetti. Li şöyle devam etti; “Huawei’in yenilikçi dijital güç çözümleri sadece ticari başarıya odaklanmıyor. Bu çalışmaların aynı zamanda sürdürülebilir ve çevreci kalkınma için de değer yaratacağına inanıyoruz. Huawei Dijital Enerji çözümleri bugüne kadar 325 milyar kilovat/saatten fazla yeşil enerji üretimine imza atarken, 10 milyar kilovat/saatlik güç tüketimini de azaltmayı başardı. Bu da gezegenimize 220 milyon ağaç dikmeyle eş değerde. Dijital dönüşüm sürecinde çok sayıda baz istasyonuna ihtiyaç var. Tamamen basitleştirilmiş baz istasyonlarında  yeşil enerji kaynaklarının kullanımı oldukça önemli. Huawei bu amaçla yenilikçi baz istasyonu çözümleri üreterek, bu alandaki enerji verimliliğini %96 oranında artırdı. İnovasyon odaklı sistem mimarisi ve dijital enerji araştırmalarına hız verirken, yeşil enerji endüstrisine de katkıda bulunuyoruz. Hep birlikte çalışarak dijital dönüşümde daha fazla değer yaratacağımıza, hayatımızı daha çevreci ve daha iyi bir hale getireceğimize inanıyoruz.”  

      UNESCO Dünya Doğa Mirası olmaya hazırlanan İzmir’in Gediz Deltası’nda bir yıl boyunca süren kuş araştırma ve izleme çalışmaları tamamlandı. Çalışmaya göre Gediz Deltası flamingo ve tepeli pelikan gibi kuş türlerinin dünya nüfusu için uluslararası önemini koruyor.

Gediz Deltası bulunduğu konum ve barındırdığı farklı habitat tipleri sayesinde başta kuşlar olmak üzere binlerce canlıya yaşam alanı imkânı sunuyor. Akdeniz Havzası’ndaki en önemli sulak alan ekosistemlerinden biri olan Gediz Deltası göç dönemi, kış dönemi ve üreme dönemi gibi yılın farklı zamanlarında yüzlerce kuş türünden binlerce bireye ev sahipliği yapıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) ile DKMP İzmir Şube Müdürlüğü’nün izinleriyle, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ayni ve araç desteğiyle, Doğa Derneği uzmanları ve gönüllü gözlemcilerin katılımıyla “Gediz Deltası 2021 Yılı Kuş Araştırma ve İzleme Çalışmaları” tamamlandı. UNESCO Dünya Doğa Mirası olmaya hazırlanan Gediz Deltası Önemli Doğa Alanı’nda 2021 yılı boyunca 186 farklı kuş türünün yaşam döngüsü kayıt altına alındı ve delta için önemli bulgular elde edildi.

Doğa Derneği, 10 Aralık 2021 tarihinde bu araştırmanın sonuçlarını paylaşmak ve değerlendirmek amacıyla, İzmir Tarımı Geliştirme Merkezi’nde bir çalıştay düzenledi.

Türkiye için örnek bir çalışma 

2021 yılı kuş izleme çalışmalarında önemli bulgular ortaya koyduklarını belirten Doğa Derneği Biyoçeşitlilik Araştırma Koordinatörü Şafak Arslan “2021 yılında Gediz Deltası’nda yıl boyunca Kış Ortası Su Kuşu Sayımı, tepeli pelikan koloni sayımları, kuşların geceleme alanlarının belirlenmesi, rutin kuş izleme çalışması, üreyen kuş atlası, flamingo yuva sayımı, ilkbahar ve sonbahar kuş göçü izleme çalışması gerçekleştirdik. Dört mevsim süren yoğun saha çalışmaları neticesinde, Türkiye için örnek bir çalışma yapılmış oldu ve önemli bulgular elde edildi. Bir yıl boyunca yaptığımız gözlemler sonucunda 186 kuş türünün yaşam döngüsüne şahitlik ettik. Türkiye’de üreyen kuş türü sayısının üçte birinden fazlasının deltada ürediğini ortaya koyduk. Üreme dönemi sonrasında flamingoların yuva sayımını gerçekleştirdik ve bu yıl 13.750 yuvanın kullanıldığını belirledik. Bu yıl, tahmin ettiğimizden daha az sayıda flamingo üredi. Bunun ana nedeni, flamingoların ürediği adanın erozyonla zarar görmüş olması. Yetkililer bu konuda bir çalışma planlıyor.” dedi.

UNESCO Dünya Doğa Mirası Adayı: Gediz Deltası

Gediz Deltası’nın dünya çapında öneme sahip bir alan olduğunu vurgulayan Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise “Gediz Deltası’nda farklı uzmanların yer aldığı, uluslararası standartlarda bir araştırmayı tamamladık. Deltanın uluslararası koruma kriterlerinden hangilerini sağladığını ve aynı zamanda UNESCO’nun kriterlerini nasıl sağladığını ortaya çıkardık. Buradaki yaşam döngüsünün sürmesi için deltadaki yasadışı avcılığın engellenmesi, yapılaşma ve yanlış su politikalarının düzeltilmesi ve özellikle deltanın güneyinin yaban hayatını koruyan bir rekreasyon alanı olarak düzenlenmesi gerekiyor.UNESCO Dünya Doğa Mirası olması gereken Gediz Deltası’ndaki yaşamı sürdürmek hepimizin sorumluluğudur.” dedi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre; Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde 16 şirkete üretim lisansı verilirken, 7 şirketin lisansı sona erdirildi.

Aynı piyasada 1 şirkete tedarik lisansı verildi, 1 organize sanayi bölgesine ait dağıtım lisansı ise sona erdirildi.

Petrol piyasasında 1 şirkete madeni yağ lisansı ve 2 şirkete ihrakiye teslimi lisansı tahsis edildi, 1 şirketin madeni yağ lisansı, 1 şirketin ihrakiye teslimi lisansı uzatıldı.

LPG piyasasında ise 2 şirkete depolama lisansı verilmesi, 1 şirketin dağıtıcı lisansının, 1 şirketin de depolama lisansının sona erdirilmesi uygun bulundu. Aynı piyasada, 4 şirketin dağıtıcı ve depolama lisanslarının süresinin uzatılması kararlaştırıldı.

Öte yandan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ilanına göre, Arar Petrol ve Gaz Arama Üretim Pazarlama AŞ’nin Konya il sınırları içinde yer alan 2 farklı petrol işletme ruhsat sahasına 1519 ve 4 bin 311 hektarlık sahaların ilave edilmesi talebi, “şirketin ilave edilen alan için başvuru dosyasında sunduğu 5 yıllık iş ve mali yatırım programı ile üretim programına uyulması” şartıyla uygun bulundu.

Brisa, uluslararası çevresel raporlama platformu Karbon Saydamlık Projesi 2020’de (Carbon Disclosure Project-CDP) 5.Kez Türkiye İklim Değişikliği Lideri ve 2.Kez Su Lideri oldu. Türkiye’de İklim ve Su Lideri olan üç şirket arasında yer aldı. Ayrıca Tedarikçi İlişkileri Derecelendirmesi Küresel Lideri olarak da geçen yılki başarısını devam ettirdi.

Sürdürülebilirliği faaliyetlerinin merkezine koyan Brisa, iklim değişikliğiyle mücadele programını temelinde samimiyet ve insanlığa hizmet olan ‘Brimiz Hepimiz İçin’ vizyonuyla, çevre odaklı, toplumsal ve yönetişim sistemleri kurarak yürütüyor.

 

Sabancı Holding iştiraklerinden, Bridgestone ve Lassa markalarıyla Türkiye lastik pazarı lideri Brisa, uluslararası çevresel raporlama platformu CDP tarafından lider kurumlar arasında gösterildi.  Brisa, Türkiye’deki şirketler içerisinde en başarılı gruba dahil oldu ve CDP İklim Değişikliği ve Su Programı kapsamında “A-”, Tedarikçi İlişkileri kategorisi kapsamında ise “A” derecelendirme notunu aldı.

Böylece Brisa, 2020 yılında iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya ve doğal kaynakları korumaya yönelik çalışmalarıyla, Türkiye’den sadece üç şirketin yer aldığı Türkiye İklim Değişikliği ve Su Liderliğine layık görüldü. Ayrıca bir kez daha Tedarikçi İlişkileri Derecelendirmesi’nde Küresel Lider olma başarısını gösterdi.  

Brisa’nın bu başarısını değerlendiren Brisa CEO’su Haluk Kürkçü “Gelecek nesiller için gerek birey gerek kurumlar olarak sorumluluk almamızın bir seçenek değil, bir şart olduğunu, tüm dünya COVID-19 küresel salgını ile zor yoldan öğrendi. Brisa olarak salgın öncesinde de bu bilinçle faaliyetlerimize devam ediyorduk. Sürdürülebilirliği kurum kültürümüzün ve dolayısıyla tüm faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyoruz.  Her yıl somut hedeflere dayanan aksiyon planları ile sürdürülebilirlik performansımızın gelişimini güvence altına alıyoruz. Bunu da AR-GE ve teknolojimizden yararlanarak, karbon emisyonunun ve atıkların azaltılması, enerji ve suyun verimli kullanılmasına yönelik sistemlerle gerçekleştiriyoruz”dedi.

Brisa’nın bu çabalarının takdirle karşılanmasından büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Kürkçü sözlerine şöyle devam etti: “Şirketimizin ortakları Bridgestone Corporation ve Sabancı Holding’in de stratejik öncelikleri arasında gösterilen sürdürülebilirlik alanında Brisa olarak beşinci kez sağladığımız bu başarı ve ülkemize kazandırdığımız global liderlik bizlere gurur ve gelecek yıllar için motivasyon veriyor. Biz, gönülden bir yaklaşımla çözümün bir parçasıyız ve sürdürülebilir geleceğe yatırım yapmaya devam edeceğiz.

Brisa, 1990’lı yıllarda Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın ikinci ISO14001 sertifikasyonunu almış bir firma olarak sürdürülebilirlik alanında öncü çalışmalarıyla biliniyor. Son 15 yıldır somut projelerle, çevre odaklı, toplumsal ve yönetişim sistemleri kurarak istikrarlı bir iklim değişikliğiyle mücadele programı yürüten Brisa, 2011 yılından beri CDP’ye karbon salımı ve su raporlaması yapıyor. Şirket, son 15 yılda ton başına düşen emisyon miktarını %31, son 10 yılda su tüketimini %53, enerji tüketimini ise %23,4 azalttı.

Tüm bu çabalarıyla Brisa 2015 yılından Ekim 2020 dönemine kadar kesintisiz olarak ‘Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alıyor. Lastik lideri, bundan önce de ilki 2015’te olmak üzere dört kez CDP Türkiye İklim Liderleri arasında yer aldı. 2017 yılında ISO14046 Su Ayak İzi Standardı’nı almaya hak kazanan Türkiye ve Avrupa’daki ilk şirket oldu.