Sürdürülebilirlik, Ekolojik Ayak İzi ve Eğitim

Merhaba. Bildiğimiz gibi bir canlının var olabilmesi ve yaşamını sürdürebilmesi için hava, su, toprak ve besin gibi unsurlara ihtiyacı vardır. Bu unsurların bulunduğu ortam bizim çevremizdir. Biz insanoğlu yaşam mücadelesi içinde hem çevreden etkilenir hem de çevreyi etkileriz. Yaşamımızı devam ettirirken de kaynakları tüketir ve atık üretiriz. Bu durum bize çevre problemlerinin geçmişinin insanın varoluşuyla birlikte yerleşik yaşama geçtiği ve doğal çevrede değişiklikler yapmaya başladığı zamana dayandığını gösterir.

İnsanın var oluşundan itibaren kendini gösteren hızlı nüfus artışı, doğal kaynakların israf seviyesinde kullanılması, tüketmeye dayalı yaşam tarzı ve bunlar sonucunda ortaya çıkan çevre kirliliği bu hızla devam ederse çevrenin bir daha onarılmayacak şekilde tahribatına neden olacak. Tabi ki bu tahribatla birlikte kaçınılmaz gelen yoksulluk, açlık ve ölümler…

Ortaya çıkan sorunların somut bir şekilde yaşamı tehdit etmeye başlamasıyla doğa tepki vermeye başladı. Havanın ve toprağın kirlilik bakımından kendi kendilerini yenilemeleri bir bakıma kirliliklerini suya vermeleridir. Her kirlenen şey genelde su ile temizlenir. Bu da kirliliğin son durağının su olması anlamına gelir. Evet, bu durumda eminim ilk aklınıza gelen son zamanlarda gündemimizde olan müsilaj sorunudur. Çevre insanlara bu denli tepki verirken çevreye karşı duyarsız olmak ve görmezden gelmek ne derece mümkün?

İnsanın doğa üzerindeki yıkıcı etkisi son çeyrek yüzyılda hızla arttı. Bizlerin yarınlar yokmuşçasına kullandığı bu kaynaklar ve çevre maalesef sonsuz değil. Gelecek nesillerimizin yaşamı devam ettirebilmesi için bu kaynaklara ihtiyacı var. Bu noktada kullandığımız kaynakların sürdürülebilirliği oldukça önemli. Ancak zamanımızın en önemli problemlerinden bir tanesi sürdürülebilirliktir. Günümüzde ise dünyanın kendi kendini yenileyebilme hızından daha hızlı doğal kaynaklar tüketilmektedir. Daha az doğal kaynak kullanıp daha fazla üreterek tasarrufa gidebiliriz.

Sürdürülebilir yaşamla birlikte gündeme gelen bir kavram da ekolojik ayak izidir. Ekolojik ayak izi, bireylerin tüketim alışkanlıkları ile doğada ne kadar alan kullandıklarını ve bu alışkanlıklarını sürdürürken ne kadar alana ihtiyaç duyduklarını gösteren bir kavramdır. Doğaya etkimizin ne düzeyde olduğunun somut göstergesidir.

Ekolojik ayak izi bireyler, toplumlar hatta ürünler içinde hesaplanabilir. Örneğin bir kavanozun üretiminden depolanmasına ve taşınmasına kadar olan süreç göz önünde bulundurularak kavanozun ekolojik ayak izini hesaplayabiliriz. Hem sayısal hem çevre olaylarıyla gözlemlediğimiz ve etkisini hissettiğimiz ekolojik ayak izimizi küçültmek mümkün. Nasıl olduğunun cevabı da çok basit; eğitim.

Geleneksel enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel ölçüde olumsuz etkilere neden olduğunu biliyoruz. Bireylerin çevre ile ilgili davranışlarında değişiklik meydana getirmek ancak eğitimle mümkündür. İklim değişikliği, fosil yakıtların ve yenilenebilir olmayan kaynakların hızlı bir şekilde tüketilmesi ve yaşamın sürdürülebilirlikten uzaklaşması şeklinde problemlerden dolayı günümüzde yeni bir sistemin yaratılmasında yer alacak aktif ve katılımcı bireylere, gerekli bilgi ve deneyimlerle donatılacak yeni bir eğitime gereksinim var.

Etkili olmadığını bildiğimiz geleneksel çevre eğitiminin dışına çıkıp, çevre okuryazarı bireyler yetiştirmeye ilk önce aileden daha sonra örgün eğitimin ilk basamağı olan okul öncesinden başlamak daha etkili olacaktır.

Geleneksel çevre bilincinden evrilmek için alışkanlıkların değişmesi gerekir. Okul öncesi dönemde yapılacak alışılmışın dışında fen ve doğa etkinlikleri ve günlük yaşam etkinlikleriyle çocukluklara çevre bilgisinin verilmesi, çevreye yararlı davranışların edinilmesi ve alışkanlık haline getirilmesi ardından çevreye yönelik tutumlar geliştirerek çevre konusunda bilinçli bireyler yetiştirilebilir. Doğal kaynaklarımız sınırsız değil. Bu yüzden doğa dostu teknoloji ve davranışların anlaşılması, çevresel sorunların fark edilmesi ve ekolojik ayak izinin küçültülmesi oldukça önemlidir.

Doğaya yük olma, kaynakları akıllıca kullan ve geleceği tüketme!

Sevgiler..

 

SEVAL GÜDÜL

seval.gudull@gmail.com

The following two tabs change content below.